2008 de mutsuz ama mutsuzluğunu kanıksamış artık bundan üzüntü duymayan anne,eş,ahçı,ev kadını Ella ile tanışarak başlıyoruz romana.Aziz Zahara Ella’nın yaşamına o yaşından sonra tekrar iş hayatına dönme çabalarının sonucu olarak giriyor.Peki Ella neden çalışma hayatına geri dönmek gibi bir isteğe kapılıyor?Ellerinden kayıp giden hayatının arkasından yeni bir değer bulabilmek için mi?
Ve Aziz ile Ella arasında iş gereği başlayan yazışma çok kısa sürede bilinmeyen ve yabancı olanın arsız çekiciliği ile Ella penceresinde önemli bir vazgeçilmeze dönüşüyor.
Ve aynı zamanlarda 1240 lı yıllarda Şems ile tanışıyoruz.Asi,asi olduğu kadar cesur,cesur olduğu kadar bilgili ve hayatında bir tek amacı kaldığına inanmış bir derviş.Ella ile örtüşen tek yanları bu belki de.İkisinin de hayatının amacının bir başka kişide olduğunu düşünmesi.Ella’nın Aziz’i kendisinin anlamadığı şeylerde ve düşüncelerde bir bilgi kaynağı olarak görmesine karşın Şems henüz bilgi kaynağını tanımıyor. Ardından 2008 deki aşk her gün ulaşılması gereken bir ihtiyaç haline dönüşürken Şems’in Rumi ile tanışmasına tanık oluyoruz.Birbirlerini bir tür ruh eşi olarak görmeye başlamaları Rumi’nin öğretmenliği bırakıp Şems’in öğrencisine dönüşmesi ile ( ki aynı dönemde Ella da Aziz’den öğrenmeye başlıyor) Şems ve Aziz aynı kefeye oturuyorlar .Bir ikinci şahsa yol göstermesi umulan ve gizemli ve anlaşılamayan bir aşk görüntüsüne bürünüyor Aziz ve Şems.
Bu dönemde 1244 de Konya da tanıdığımız diğer karakterlerin ( Çöl Gülü,Sarhoş Süleyman,Baybars ve diğerleri) yaşadıkları 2009 Türkiyesinde münferit de olsa yaşanan olaylarla birebir benzerlik göstermekte ve belki de yazar içinde bulunduğumuz din-ilke çatışmasını örneklemekte.
Şems ve Rumi’nin ilişkileri ruhani ve dünyevi olmayan bir aşk boyutuna geldikçe Rumi’nin çevresindeki insanların her birinin hangi bencil sebeplerle bu ilişkiden rahatsız olduğunu gözlemlemeye başlıyoruz.Kişiler rahatsız oluyorlar çünkü hala Rumi ile olan ilişkilerinden beklentileri ve süreklilik istekleri var.Ella penceresinde ise kocası ile olan ilişkisi çok uzun süre önce belki de kocası tarafından kopartıldığı için tümüyle bir başına bırakılmışlığı gözlemliyoruz.Ella hiç bir şeyden huzursuzluk duymadan gizli aşkını dolu dizgin yaşarken,Şems kimlerin kendi bencil sebepleriyle ondan nefret etmeye başladığını görse bile hayat yoldaşına olan güveninden bunların ne kadar tehlikeli olabileceğini göz ardı ediyor.
Bu arada Ella Aziz’in anlatımıyla Margot ile tanışıyor.Sarkaç bir kadın,devrimci,cesur,bağımsız,kristal bir çiçek kadar narin,incinen,kırılan,ama Aziz’i kendisi bile şaşırıp ürkecek kadar çok seven bir kadın.Ve ölümüyle kendisini seven adamı önce dibe vurdurup sonra tekrardan yaratılışına sebep olan kadın.
Şems kendi zamanında “kimi meselelerin aşılması için hadise çıkması gerekir “derken,David’in artık haberdar olduğu aşk yüzünden Ella’yı affetmeye hazır olduğunu kibirle söylemesine tanık oluyoruz bir yandan.Ve insanların sadece kendi bencilliklerinde boğulurken ne kadar kör olabildiklerini görüyoruz.
Rumi ve Şems bir ilk yapıp din ve raksı birleştiriyorlar.Rumi’nin şu sözleri ile.
Beri gel,daha beri,daha beri,
Bu hır gür,bu savaş nereye kadar?
Sen bensin,ben senim işte…
Ne diye bu direnme?
Topumuz bir tek imciyiz,
Başımız da tek,aklımız da tek.
Şems şu sözlerle yoldaşından ayrılırken “Her hakiki aşk umulmadık dönüşümlere yol açar.Aşk bir milad demektir.Şayet aşktan önce ve aşktan sonra aynı insan olarak kalmışsak,yeterince sevmemişiz demektir.Birini seviyorsan onun için yapabileceğin en anlamlı şey değişmektir.O kadar çok değişmelisin ki,sen sen olmaktan çıkmalısın”;Ella, Aziz ile beklenmedik anda bir araya gelip cesur bir kararla hayatını arkasında bırakıp kendini çoktan ölüme hazırlamış bu adamla belirsiz bir 16 ayı mutsuz yirmi yıla değişmeye karar verir.
Aziz’in ölümü Ellayı yeniden yarattığı gibi Şems’in ölümü de Rumi’nin tamamlanmasını sağlar.
Çöl Gülü Kimya’ya şöyle der bir yerde.”Dikkat et,erkeğin kalbine giden yol,kadını kendinden uzaklaştıran yol olmasın.Onu kendime çekeyim derken sen kendine yabancılaşma“.
Benim bu kitapta bulduğum gibi,aşkın kendisi ancak yeniden yaratılıma sebep olabiliyorsa güzeldir.
ve 38inci kural.
Etiketler: Aşk • Aziz Zahara • Doğan Kitap • Elif Şafak • Ella • Kadir Yiğit Us • Love • Roman • Türk Edebiyatı



2.082 |






Sevgili Mevlanin icinde yer aldigi ask kitabini okumak ve okuyana ne kadar yol acan ve iyilik guzellik adina ne kadar ornek insanlik adina maneviyat adina..
40 ogudu bilmek ve onlari siki sikiya kendimize tembihlemek.
iste o zaman hem manevi huzuru hem dunyevi mutlulugu yakalamak cok zorda olmasa gerek..
huzur icinde iyi muhterem ve cok sevgili Mevlana.
Elif Safak bu eserinden dolayi sanada cok ama cok tsk lerr..
selam ben elif şafağın aşk kitabını okuyorum bişeyi çok merak ettim gerçekten aziz s zahara diye biri varmıı
Merhabalar İlsev. Elif Şafak’ın röportajlarından edindiğim bilgi doğrultusunda seni aydınlatabilirim. Üzgünüm ki öyle birisi yok. Aziz yalnızca bir hayal ürünü.
İstatistiklerHer okuyucu Aşk’ın sahifelerinden uzaklaştıktan sonra Aziz’i yad ederken “keşke..” der “keşke gerçek olsa..” ancak o yalnızca Elif Şafak’ın hayal ürünü…
aziz zahara diye birinin olmadıgını ögrendigimde Elif Şafagın nasılda beni öyle birinin varlıgına ikna ettigini anladm oysa romanda anlatılanlar nekadar da gercek gibiydi.Eif Şafak sayesinde mevlanaya olan hayranlık özlemim yeniden tazelendi.teşekürler Elif Şafak.herkese mevlana hoşgörüsü nasip olsun
uzun yıllardım tek solukta okuduğum ilk kitap. çok etkilendim ella cesur bir kadınmış. teşekkürler elif
İÇİNE ALIP GİDİYO İNSANI SEMS İLE RUMİNİN HİKAYESİ ELLA ASLINDA TÜRK OLMALIYDI TÜRK GİBİ YASMALIYDI TÜRK DEYİMLERİNİ BİLEN TÜRK OLMALI BENCE……
Güzel ve akıcı kitap.