Dolmuşta, derste, muhabbet arasında veya birisini beklerken… her an elimdeydi bu eser. Rengine ve rengin üzerine atılmış o koca başlıktan ötürü bana gülenler de olmadı değil. Bayanlara ithafen yazılmış olduğu önyargısıyla yaklaştı herkes. Halbuki Aşk’tan kastın ne olduğunu bilmiyorlardı. İlahi Aşk idi anlatılan, Rumi idi, Şems idi…
Kitabın konusu dillerde dolaştığı üzre Hz. Mevlana ve O’nun can yoldaşı Şems. Kitap 5 kısıma ayrılmış. Bu kısımlar tanıdık geliyor. “ Ateş – Hava –Toprak – Su” bunun haricinde son kısım “ Boşluk… “ Son kısımın kitaptaki açıklamasıda şu yönde “ Hayatta varlıklarıyla değil, yokluklarıyla bizi etkileyen şeyler “
İçerikte “ GÖNLÜ GENİŞ VE RUHU GEZGİN SUFİ MEŞREPLERİNİN KIRK KURALI “ ndan bahsedilmekte ki ne kural… Herbir kural ciltlenecek anlamlar içermekte. Sayfanın sonuna eklenen “söyleşi” kısmında anlıyorsunuz ki o kurallar gerçekten Şems’ ten değil, Elif Şafak’tan çıkmaktaymış..
Kitabın içeriği ve akıcı anlatımına söylenecek söz yok lakin olumsuz eleştiriler de şu yönde ;
Böyle bir kitabı çeviri okumak çok ağırıma gitti. İngilizce yazılmış kitabı K. Yiğit Us bizler için çevirmiş hem de yazarın yardımıyla. Gerçekten dalga geçercesine koyulmuş bir ek. Türkçe yazmalı diye bir şey demem etik olmayabilir ama diyorum. Beyin göçü gibi hissediyorum bunu, bizden konuları onlara tanıtmak istemişse amenna ama bunu da Türkçe yazarak güzel bir şekilde istediği dile çevirerek yapabilir. Bu benim ağrıma gidiyor, öz ve öz bir evladı kaybetmek gibi hissediyorum. Dilden bir yazarın kopma aşaması gibi. Belki hiç kopmayacak olsa da kopabilme olasılığını düşündürüyor üzüyor beni. Dalga geçercesine yardımıyla yazması özellikle.
Şahsi yorumum olumlu yönde lakin yukarıdaki olumsuz eleştiri de göz ardı edilmeyecek türden.
Bu arada pembemsi renk tonundan şikayetçi olan erkek okuyuculara müjdem var. Yoğun talebe maruz kaldığını vurgulayan Elif Şafak erkek okuyucularına ithafen kül rengi kitapta yayınlattı.
Kitabın kapak yazısı ;
“Bundan uzun zaman önceydi. Bir roman düştü gönlüme. Aşk Şeriatı. Yazmaya cesaret edemedim. Dilim lal oldu, kalemimin ucu kör. Kırk fırın ekmek yemeye yolladım kendimi. Dünyayı dolaştım. İnsanlar tanıdım, hikâyeler topladım. Üzerinden çok bahar geçti. Fırınlarda ekmek kalmadı; ben hâlâ ham, hâlâ aşkta bir çocuk gibi toy…
“Hamuş” derdi Mevlana kendine. Yani Suskun. Düşündün mü hiç bir şairin, hem de nâmı dünyayı sarmış bir şairin, yani işi gücü, varlığı, kimliği ve hatta soluduğu hava bile kelimelerden müteşekkil olan ve elli binden fazla muhteşem dizeye imza atmış bir insanın, nasıl olup da kendine SUSKUN adını verdiğini..?
Kâinatın da tıpkı bizimki gibi nazenin bir kalbi ve düzenli bir kalp atışı var. Seneler var ki nereye gidersem gideyim o sesi dinledim. Her bir insanı Yaradan’ın emaneti saklı bir cevher addedip, anlattıklarına kulak verdim. Dinlemeyi sevdim. Cümleleri, kelimeleri ve harfleri… Oysa bana bu kitabı yazdıran şey som sessizlik oldu.
Mesnevi’yi şerh edenlerin çoğu bu ölümsüz eserin “b” harfiyle başladığına dikkat çeker. İlk kelimesi “Bişrev!”dir. Yani “Dinle!” Tesadüf mü dersin ismi “Suskun” olan bir şairin en kıymetli yapıtına “Dinle!” diye başlaması. Sahi, sessizlik dinlenebilir mi?
Bu romanda her bölüm aynı sessiz harfle başlar. “Neden?” diye sorma, ne olur. Cevabını sen bul. Ve kendine sakla. Çünkü öyle hakikatler var ki bu yollarda, anlatırken bile sır kalmalı.”
A. Z. Zahara
Amsterdam,2007
21.09.2009 – 28.09.2009 tarihleri arasında “Haftanın Kitabı” olarak seçildi.
Etiketler: Aşk • Doğan Kitap • Elif Şafak • Kadir Yiğit Us • Love • Roman



3.338 |






Kitabın kapağını biraz önce kapattımmm. Her ne kadar gündemde olan kitapları okumak için geciktirsem de (nedense ) bu kitaba dayanamadım. Aldım ve hemen okuduğum kitabın arasına sokuşturup okumaya başladım. İyi ki de okumuşum. Kitapta bahsedildiği gibi tesadüf diye bir şey yok mu yoksa ? Benim de bu kitabı bu zamanda okumam mı gerekiyordu ? Bilmem !
))Örneğin Elif Şafak’ın Nisa suresine Şems’in ağzı ile yaptığı yorum tam da biz kadınların isteyeceği türde. Ben zaten hiç bir dinde, hiç bir kitapta kadınları döv diye bir düşüncenin olmasını kabul edemem.
İstatistiklerElif Şafak’ın tüm kitaplarını okudum ve tüm kitaplarını beğendim. Ama bu kitap var ya bambaşka bir kitap olmuş. Benim için tam bir baş ucu kitabı. Eşim okusun hemen bir kere daha okuyacağım. Sonrada arada bir içinden herhangi bir sayfayı açıp açıp okuyacağım.
Mevlana’nın hayat hikayesini yada onunla ilgili yazılanları okuyunca , arada da Şems’le ilgili yorumlara bakınca , insanın içinde ister istemez bir şüphe kalıyordu. Ama bu kitap o tüm şüpheleri aldı götürdü benden.
Kitabı bu kadar çok beğenmemin bir nedeni de; benim ve bizim gibilerin din ve ahlak kavramlarından anladıklarımızın doğru olduğunun savunulması herhalde. (Bu cümleyi iki kere kurdum ama yine aynı zor bir cümle oldu.) Kitabın bazı bölümleri din adamlarını karşı karşıya getirecek nitelikte. Bu açıdan bakınca da mutlaka okumak gerekli, bol bol tartışacağız ya
Konusuna gelice Aziz Z. Zahara bir kitap yazarıdır. Kitabın adı Aşk Şeriatı’dır. A. Z. Zahara adlı tanınmamış bir yazarın tasavvuf felsefesini konu alan tarihi romanını değerlendirmek Ella adında 40 yaşındaki ev hanımı bir kadın tarafından yapılacaktır. Ella yazarla e-mail yoluyla yazışmaya başlar ve kitap bu şekilde başlar ve devam eder. Kitap günümüzle 1240′lı yıllar arasında gider gelir.
Kitapta hiç mi beğenmediğiniz bir taraf yok mu diye sorarsanız , evet var.derim. Ella isimli Amerikalı bir kadının anlatıldığı bölümlerde bolca Osmanlı’ca kelimenin kullanılması. Elif Şafak’a sorarsanız diyecektir ki o kelimelerin karşılığı ne Türkçe’de var ne de yabancı başka bir dilde. Ama yine de ben yadırgadım.
Elif Şafak bence büyük bir şey yaptı. Bu kitabı okuyan herkesi kendine ve Mevlana’ya , Şems’e hayran bıraktı. Eminim Mevlana ile ilgili kitaplar satış ve siteler tıklanma rekorları kıracaktır.
kitap gercekten güzel yazılmış.cok begendim özellikle de mevlana gibi bi alimi ve şemsi daha iyi tanıdık.cok büyük konuşmamak gerekiyomuş demekki…söylediklerin dönüp dolaşıp yine sana geliyomuş.gerçi kitabı ne kadar beğendiysemde bi kaç yerinde yazara çok sinirlendim.bişeyi abartmak için mi bilemiyorum yanlış bi ifade kullanmış ama kitapta da dendiği gibi tek tek ağaclara bakmak terine orman olarak bir bütün olarak görürsek güzeldi..
Elif Şafak’ın “aşk” kitabı hangi aşk üzerine yazılmış, kitabı elime aldığımda Mevlana ve Şems Hz. leri arasında olan tasavvufi ve üstün bir aşkı okuyacağımı düşünürken gayet güzel bir hayatı olan kadının şükürsüz bir mutsuzluk içinde cismani aşkı arayışı ile karşılaştım. Oysa yazarın diliyle “aşkın sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoksa ve başlı başına bir dünya” ise aşk, romandaki kahraman evinde çocuklarıyla birlikte ve ilişkisini toparlamaya çalışan eşiyle yeni ve tertemiz bir başlangıç yaparak da yaşayabilirdi. Evinden çok uzaklara gitmesine, ailesini terk etmesine ve kocasını aldatmasına gerek yoktu. Günümüz toplumunda yaygın bir hastalık olan romantizme ve aşka hasret kalmış orta yaş bunalımı yaşayan bir çok insanın bu kitabı okuduğunda yanlış mesajlar alacağı kanısındayım. Bu romandan sonra hayat çizgisine yeniden yön vermeye kalkanlar olacaktır muhakkak ve de bunu hayatına bir anlam yüklemek ve aşkı bulmak adına yapacaklar. Elif Şafak’ın hakkını vermek lazım çünkü popülarizme hitab eden güzel bir konu seçmiş ve bu konuyu “sevgi ve hoşgörü temsilcisi” olan Mevlana Hz. ni kullanarak süslemiş. Bu kitabı aşkı arayanların değil de aşkı bulanların okuması gerektiğini düşünüyorum. O zaman kitabın içinde geçen sufi kuralları ve mesajları doğru yorumlayabilirler.
aklımdakilerin yazıya dökülmüş hali için teşekkürler @betul
İstatistiklerçok güzel yazmışsın
@betül:
Değerli yorumun konusunda sana hak vermiyor değilim. Ancak cümlenden de anlaşıldığı üzere; ” …eşiyle yeni ve tertemiz bir başlangıç yaparak da yaşayabilirdi… ” Buradaki “da”, bir seçim şansının varlığından haber vermekte. Bazen beyin, yüreğin önüne düşer ve bu tip zamanlarda mantık kavramının varlığından bahsedilemez. Tıpkı beynin nefsin önüne düştüğü vakit edeb ve ahlaktan bahsedilemeyeceği gibi… Bu da beynin, yüreğin önüne düştüğü zamanlardan. Ona göre okuyup, ona göre yorumlamak lazım ve seçime saygı duymak lazım. Elif Şafak ne yaparsa yapsın, okuyucu nereden görmek isterse öyle görecektir. Bu yüzden okuyucunun yanlış mesaj alması hususunda Elif Şafak’ı suçlayamayız. Sonuçta bahsedilen şey ; “AŞK.” Birisi ilahi, birisi insani.. İkisi de beyni yüreğin önüne düşüren hadise.
Gerçektende çok güzel bir kitap, sürükleyiciliğiyle, akıcılığıyla harika bir kitap…
Elif abla ellerine sağlık.
Aziz’in olup olmadığnı çok merak ediyorum ya da bu kitapta olanların gerçek olup oladığını bilenler bana yazsın
Elif Şafak, AŞK’la Türk Edebiyatına harika bir kitap kazandırdığını düşünüyorum. İyi ki okudum dediğim bir kitaptı…
İstatistiklerHerkese tavsiye ediyorum…
elif şafak AŞK inanılmaz bir kitaptı benim için.2 günde bitirdim.ama tekrar tekrar okuyabileceğim bir kitaptı . o kadar çok kitap okumama rağmen bu kitapta resmen büyülendim çok sürükleyici herkese tavsiye ediyorum arkadaşlar …
evt katlıyorm sizlere efenm hani yaşamak içn anlatmak gerekirya bu yaşatıyo anlatmanı saglıyo bende bu ekol oluştudiyebilirm kendi adıma ama gördügm kadarıyla sizlerdede o medidasyon şeklinde başarılmış sizdede o (+) pozitif düşünceler oluşmuz ( teşekürler )
merhaba aşk ı okudum inan tesirindeyim elif şafak hnaıma çok teşekkür ederim
Arakadaşlar tamammen hayal kırıklığına uğradım.Mevlanadan hiçbir şey bulamadım.Sıradan bir roman kırk kuralı okuyun yeter bence.
kitabı büyük bir merakla okumaya başladım ama bitirdikten sonra düşüncelerim değişti beni mesnevilikten biraz soğuttu diyebilirimm hatta ondan sonra babı esrarı okumayı planlıyordum kitabın bikaç sayfasdını okuduktan sonra aşktaki hayal kırıklığından sonra devam etme istweği duymadım
bence roman bır çok yonuyle eksik anlatılanların hemen hemen hepsi yarım bırakılmış bır tek şem’in ölümü sonuca bağlanmış… şimdi o çömez ne oldu.. aşk gülü tövbe etti tamam ama ya sonrası… tövbe ettıkten sonra yalnız o şemsle evlenen kıza akıl vermek uzere karşımıza çıktı ondan sonra da yok oldu ve gitti … ve kıtapta çok ama çok yanlıs bılgi var ben bu kıtabı bır romandan çok mevlanayı anlatan ve onun hakkında bılgı vermeye çalısan bır roman olarak anladım ben de rümeysa ya katılıyorum bence de kıtapta fazla bırşey yok.. kırk kuralı okuyun yeter … hem de yalnız başlıklarını okuyun yeterdır sonuçta kırk kuralı açıklamaya çalısırken verılen örnekler pek uyumlu değil…. ve bence tasavufu konu edınmek o kdar basıt bı konu değil bır yandan mevlanayı anlatacaksın dıiğer yandan çöl kızının girdiği ilişkiyi ayrtıntıyla vereceksın olmadı bence…
çok güsel bi kitap
kitabın yarısındayım ve kitap bitecek diye ödüm kopuyor. kıymetten okuyamıyorum
ARKADAŞLAR herkes beğenecek diye bi durum yok.okuyucu yazılanları beyin süzgecinden süzer yüreğinde yogurduktan sonra begenır yada begenmez.herkesın gönül gözü farklıdır.ben şimdilerde rabbime aşkla bakmak istiyorum ondan sonra ibadet etmek ıstıyorum .BİZİ YARADANA AŞIK ETTİREN ELİF ŞAFAK YÜREĞİNE SAĞLIK.