Giriş Registration
Kitap Adı: Aydınlanma Değil, Merhamet!
Yazar Adı: Alev Alatlı
Ekleyen: dipnotkitap.net
Yayın Evi: Everest Yayınları
Sayfası: 502
Orjinal Adı:
Çevirmen:
Baskı Tarihi: Temmuz 2004
Fiyatı: 16,00
LoadingOkunacak Kitaplar Listesine Ekle
16,00 TL olan bu kitabı çok daha ucuza alabilirsiniz!..
Aydınlanma Değil, Merhamet! – Alev Alatlı

Dipnot Kitap Kulübü “Aydınlanma Değil, Merhamet” Toplantısı için hazırladığım bazı notlarım.

“Aydınlanmanın kibri” dediğim olguyu tek bir kelimeyle ifade
etmek durumunda kalsam, seçeceğim sözcük hükümsüzleştirmek
olurdu. İnsanları, yaşananları, ülküleri, bilgi birikimini, inançları
hükümsüzleştirmek; hiç olmamışlar gibi yapmak; teknolojik
üstünlüğün revaç verdiği çokbilmişlik, kabalık, yüzeysellik, hafifmeşreplik.
Alev Alatlı

Bireyin özerkliği, eşitlik, evrensellik, hoşgörü, laisizm, özgürlük, bilimsel düşünce gibi kavramlara dayanan aydınlanma felsefesi, “insan olma” serüveninin temel taşlarından biridir. İnsanları birbirine eşit kılar, kendi kaderini kendi eline verir, sorumluluklarını kendi sırtına yükler, İnsanı kendi kendine emanet eder.

Sayın Alatlı’nın vahşi kapitalizm, arsız tüketicilik, bir toplumun bir diğerine ekonomik yönden hükmetmesi, doğal kaynakların hızla tüketilmesi konusundaki eleştirileri ile hemfikir olmamak mümkün değil. Ancak ben, zaman içinde ortaya çıkan bu sapmaların, düzeltme hareketleriyle iyiye doğru evrileceğine inanıyorum. Aksaklıklara çözümler bulunacak ve medeniyet bir spiral gibi, ara sıra geri kaymalar olsa da, hep ileriye ve iyiye doğru gidecektir. İnsanoğlunun zaman içinde ortak bir etik şemsiyesi altında sorunlarına çare bulacağına inanıyorum.

Sayın Alatlı ile “Merhamet” sözcüğünün kullanımında hemfikir değilim. Bence “Merhamet” te kibir vardır. Merhamet tarafların eşit bulunduğu bir olgu değildir. Bir acıma duygusudur. Yukarıdan aşağıya bir akıştır. Ben yazarın “Merhamet” sözcüğünü değil taraflar arasında eşitliğin bulunduğu “sevgi” sözcüğünü kullanmasını dilerdim. “Aydınlanma Değil, Sevgi” belki de…

İnsanoğlu yüzyıllar boyunca merhametli olduklarını iddia ederek iyilik yapmaya sıvananlardan çok çekti . “Merhamet” adına ne zulümler yapıldı. “Merhamet” gücü elde etmenin kaynağı olarak kullanıldı. Din adamları her türlü eğriliği “merhamet” adına yapmıyorlar mı ?

Ayrıca Alatlı, Marx’ı ve diğer komünist liderleri Mason ve Sabetayist ilan ederken acaba komplo teorilerine mi itibar ediyor diye düşünmekten de kendimi alamadım. Sanırım bundan sonraki üç kitabında bu savını açıklamak imkanını bulacaktır.

Bir de Alatlı Türkiye’yi Rusya’ya koşutlayacağına keşke Türkiye’yi anlatan bir çalışma yapsaydı; bu bilgi birikimi ve bu romancı yeteneğiyle Türkiyeyi temel alan bir nehir roman yazsaysı ne güzel olurdu diye düşünüyorum. Şolohov’un Durgun Akardı Don ile Rusya, Fuentes’in Laura Diaz’lı Yıllar ile Meksika, Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık ile Colombia için kaleme aldığı bu büyük yapıtların Türkiye için bir örneğine sahip olabilseydik keşke.

Şimdi kitaptan aldığım ufak notlarla devam edeceğim.

* (s.35) Alatlı “Batılı intelligenti siyasi özgürlüğün ruhani bir temeli olabileceğini aklından geçirmek bile istemiyor…. Batı’da insan haklarının vahiy değil, akıl gereği olduğu düşüncesi yerleşti.
* Akıl, insan haklarının korunmasının Allah’a havale edilmesinin yetmeyeceğini söyler. “

Yeter mi ? Batı laisizmi elde edinceye kadar ne acılar çekti. Kendi toplumumuz hala bu sürecin içinde, laisizmi tam olarak içimize sindirebilediğimiz söylenemez.

* (s.37) Karşı devrimci bir balerine çikolata hediye eden komite üyesi Zudin’in devrimin yüksek amaçları uğruna “Devrim keskin bir çelik gibi çakılırken” diye kurşuna dizilmeye razı olmasını “Komünizm sadece gelecek için ve sadece mazlumların mutluluğu için vardır. Bu amaç uğruna yaşanacak ve uğruna ölünecek bir amaçtır.. ‘Yes’ demiştim burukluğumu saklamaya çalışırken. Batıdan bir Zudin çıkmaz. Kimseden Allah’ın ya da toplumun rızası için yasal haklarından feragat etmesi, özveride bulunması istenemez)”

Her bireyin teker teker haklarının korunmasıdır demokrasi. Aydınlanmanın öngördüğü en değerli olgu. Alatlı bunu roman kurgusu içinde veriyorsa bir diyeceğim yok ama ” ‘Yes’ demiştim.” ile başlayan cümlenin, yazarın kendi fikrini söylemek üzere araya girişi olarak yorumladım.

* (s.38 ) “Ahlaka yasaların üzerinde pay bırakılması “

nasıl mümkün olabilir? Bunun ölçütü nedir? Bir toplum için doğru olan ahlaki değerler diğer toplumlar için hiç te geçerli olmayabilir. Oysa insanlığın artık ortak yasalara doğru gidişini görüyoruz. Avrupa Birliği bunun en iyi örneği değil mi ?

“Aydınlanma değil, merhamet.” sözcükleriyle “Aydınlanma herşeyi bilimsel açıdan ele alan bir bakış açısıdır, insanca dokunuştan mahrumdur diyor” Alatlı.

Ancak bana göre Aydınlanmaya karşıt gibi gösterilen “merhamet” in eyleme geçişi hep “iyilik” adına değil midir?. Din adamları, politikacılar çıkar ve bütün bunları sizin için, “iyiliğiniz” için yaptığını söyler.

Amerika da Afganistan’a ve Irak’a “iyilik yapmak için” girdiğini söylemiyor mu ?


Etiketler:
Bu yazı izin alınarak eklenmiştir. Orjinal adresi aşağıdadır.

This website uses IntenseDebate comments, but they are not currently loaded because either your browser doesn't support JavaScript, or they didn't load fast enough.

Senin Düşüncelerin Nedir?

Rss Feed Tweeter button Facebook button Technorati button Reddit button Myspace button Linkedin button Webonews button Delicious button Digg button Flickr button Stumbleupon button Newsvine button