Dünyaca ünlü ortaçağ ve gösterge bilim (semiology) uzmanı Umberto Eco, bu eserinde hakim olduğu iki konuyu birleştirerek, değişik çarpıcı bir roman çalışmasını, üzerinde düşünmemiz için bizlere sunuyor. Düşünceleri, ve türlü fikirleri bir sihirli değnekle sembollere yaratıklara dönüştürmedeki tüm becerisini ustaca ortaya koyan Eco; düşüncenin ve insanın gelişiminin nerelerden nereye gelebileceğini anlatıyor. Burada sihirli değnek olarak da sevgiyi kullanıyor. Sevginin her şeye muktedir olan gücünü.
Ortaçağ, Avrupa için karanlık ve batıl düşüncelerin hakim olduğu bir zamandı. Din istismar ediliyor, batıl ‘ın hakim olduğu yorumlar, yanlış bir takım olgulara sebep oluyordu. Uzantıları günümüze kadar ulaşan bazı yanlışların temeli atılıyordu. İşte tüm bu yanlış, köhne, düşünceler Baudolino’da birer yaratık olarak görsel hale getiriliyor, düşüncenin nelere sebep olabileceğini sembolize edilerek gözler önüne seriliyor. Mala, eşyaya, şana, şöhrete, insana (vs) bağımlılığın kişileri ne durumlara getireceği mizahi bir dille sembolize ediliyor.
Ortaçağda Hristiyanlığın yanlış yorumlanması en üst düzeydedir. Bu toplumsal bir takım sıkıntılara yol açtığı gibi önemli çapta savaşlara sebep olmuştur. Oysa her karanlığın bir aydınlığı vardır. Ve Baudolino aydınlanacaktır. İnsanlık ortaçağın sonunda aydınlık çağlara adım atacaktır. Ortaçağı izleyen Rönesans aydınlanmayı ismen getirmiştir. Ama insanlık hala gerçek aydınlanmanın çabasını vermekte, ve umutla beklemektedir. Eco, ortaya koyduğu yaratıklarla bu bekleyişi çok anlamlı olarak anlatmaktadır.
Uzak bir yol’un sonunda örnek bir bilge ( Rahip Johannes) ve örnek bir ülke vardır. Güneşin battığı topraklardan, güneşin doğduğu topraklara bir ekip oluşturarak yönelen Baudolino yol boyunca bir çok engelle karşılaşıp mücadele etmektedir. Bu serüven, aynı zamanda bir gerçeği bulma yani hakikate erişme yolculuğudur. Budizm, kabala, mistisizm, tasavvuf ve diğer öğretilerde olduğu gibi. Bu yolculuk sırasında Baudolino Hipatya ile karşılaşır. Hipetya (Eco’nun yaratıklarından biri), güzelliği doğruluğu sembolize eden olumlu bir yaratıktır ve gerçeğe varan bir çok yoldan birini öğretmekle görevli hisseder kendini.
Baudolino der ki : “- benim hayatımın sorunu, gördüğüm şey ile görmek istediğim şeyi genellikle karıştırmış olmam …….“. Bu söylemden hareket ederek O’nun aslında bir yalancı değil ‘Yanılsama’ yı bir çok boyutu ile yaşayan biri olduğu fikrine varabiliyoruz. Biz bu yolu çözmek için Tasavvuf’a başvurduk ve Hipetya’nın yolundaki bilgilerle tasavvufi bilgileri örtüştürerek Onlar’ın gerçeğine varmaya, hakikatlerini görmeye çalıştık. Şimdi deryadan damla misali biraz tasavvufu tanımaya çalışalım ve kitaptaki bazı bölümlerle bağdaştırmaya çalışalım.
Etiketler: Baudolino • Çağdaş Dünya Edebiyatı • Doğan Kitap • Roman • Şemsa Gezgin Griseri • Umberto Eco



375 |







This website uses IntenseDebate comments, but they are not currently loaded because either your browser doesn't support JavaScript, or they didn't load fast enough.