Tscusi Hitonari gerçeklikle fantastiğin, şiirsellikle somutluğun ikilemini yansıtıyor kitabında. Yazar varolmanın anlamını sorguluyor. Ölüm, yaşam ve savaşı bir çocuk , yetişkin sonra yaşlanan bir kişinin (Minori’nin) gözüyle aktarıyor. İnsanoğlunun hayatta iken iz bırakması ama onu tanıyan ve hatırlayan kişilerin yok olması ile onun yaşadığına dair hiçbir iz kalmaması Minorinin en büyük korkusudur.
Yaşam, hayat nedir? Su gibi parmaklarımızın arasından akıp giden şey mi?” Peki ölüm ne? Ölüm bu kadar kesin birşey olamaz. Eğer bu kadar büyük bir umutsuzluk demekse, o halde insanlar neden dünyaya geliyor?” S82 “Ölüm, unutmaktır, hepsi bu.” S 86 “Ruh, vücutttan ayrı olarak, gerçekten varsa ve yeniden doğuyorsa, bu mekanizmayı anlamaya çalışmaktan daha normal ne olabilir? Ölünce ne olduğunu bilmek istiyordu. Ya kendisi nereden geliyordu? Nereye doğru gidiyordu? Kimdi? Neden günün birinde ölmek gerekiyordu.” S 96
“Ölüm hayatın parçası. Her şey sonunda yok olur” S 104.” Bir insanı öldürmek niçin suç?” S123 İnsanı insan yapan değerler sorgulanıyor. S143 intihar olgusu irdeleniyor.” Hayat unutmak üzerine kurulu. Unutmazsak, nasıl başka bir hayata başlar ve yeniden mutlu olurduk?” S 136 Varoluş sorgulanıyor.S159 .
Bütün ölülerin kemiklerinin ve ruhlarının bir araya geldiği, hiçbir zaman unutulmayacak bir mezar yapmak için, Beyaz bir Buddha heykeli yapar, çünkü kemikler varlığın yeryüzünden geçişin ispatıdır.
“Hiçlik karşısında herkesin eşitliği , işte ölüm bu” S 191
Etiketler: 1999 Fémina Ödülü • Beyaz Buda • Beyaz Buddha • Doğan Kitap • Dünya Klasikleri • Fémina Ödülü • Hakubutsu • Roman • Serhat Yalamanoğlu • Tsuci Hitonari



351 |







This website uses IntenseDebate comments, but they are not currently loaded because either your browser doesn't support JavaScript, or they didn't load fast enough.