İddefixe’den % 35 indirimle Mayıs ayında aldığım Tom Robbins’in “Dur Bir Mola Ver” adlı romanı rekor sayılabilecek kadar uzun bir sürede okudum. Sadece 336 sayfa olan kitap yaklaşık 20 günde bitti ve çoğunu son iki günde Eskişehir’de arkadaşımın desteği ile (oğluşa bakarak) bitirebildim.
Daha çok okumak ve daha çok dinlenmek amacı ile çıktığım seyahat hüsranla sonuçlanarak çok az dinlenme ve neredeyse hiç (dergi ve gazete okuyabildim) okumayla sonuçlandı. Bazı olağanüstü olaylar (cenaze, bir yakınımın taşınması) daha yorgun ve daha okumaya aç hale getirdi beni.
Neyse, gelelim “Parfümün Dansı” ile çok sevdiğim Tom Robbins’in romanına. Öncelikle şunu hemen aktarmak istiyorum. Parfümün Dansı neşe taşan ve neşeyi bulaştıran çok sıcak ve eğlenceli bir hikaye idi. Dur Bir Mola Ver’de ise benzeri neşe ufak dozda yer alırken kitabın asıl verdiği “beyin açmak”. Çoğu insanın daha önce düşünmediği konuları, çarpıcı bakış açıları ile okurun “gözüne sokmak”
Roman okura modern insanın bağımlılıkları olan tüketmek, önemli hissetmek, kazanmak, rekabet etmek kavramlarının, ayrıca mevcut din, devlet, politika düzenlerinin bireyleri nasıl köleleştirdiğini hikayesi aracılığı ile anlatıp bunların dışındaki olasılıklara göz atmasını sağlıyor.
Ayrıca bireysel özgürlük kavramı, onu oluşturan, engelleyen koşullar kahramanların dünyasından aktarılıyor. Çingene ruhlu Amanda ile davulcu ve heykeltıraş Ziller sıradan hayatı boş verip yol kenarında hayvanat bahçesi eklentisi olan sebze-meyve suyu/sosis satan bir restoran açarlar. Hayvanat Bahçesinde pire sirki, ölü bir çeçe sineği, bir babuin, zehirsiz 12 yılan bulunmaktadır. Bir nafaka davası yüzünden ismini değiştirerek Max Harikulade adını alan ve daha önce Amerika’yı tehdit eden unsurları araştıran bir enstitüde çalışan (Amerikan karşıtı bir isim seçmek ister. Komünizm ve homoseksüelliği temsilen Karl Marx’ın Marx’ını ve gaylerin çok kullandığı bir kelime olan Harikulade’yi seçer) bir tesis müdürü, Gezgin Neredeyse Normal Jimmy, düzen karşıtı zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen ancak sonra sisteme karşı gelerek oradan oraya savrulan Delifişek Purcell romanın diğer çarpıcı karakterleri.
Kitapta çarpıcı bulduğum bir çok bölümden paylaşmak istediklerim şunlar:
Delifişek Purcell Vatikan’ın zemininden Hazreti İsa’nın mumyasını kaçırır. Kahramanlar bunu açıklayıp açıklamamayı tartışmaktadır.“……. Bazı insanların aklını başından alacaktır elbette. Yaşlıların, katı düşünenlerin ve zayıf karakterlilerin. ……….Mesih’in ölümlü olması Batı insanı için yepyeni bir başlangıç anlamına gelebilir. Ortalıktaki bütün b.kluklar temizlenir. Saf ve dürüst, fırtına gibi bir başlangıç yapılır, aslında kim ve ne olduğumuzu, evren ve “tanrı” lakabı taktığımız kuvvetler bakımından hangi noktada durduğumuzu keşfetmek için.Gençler bu işe atılır. Seve seve üstüne atlarlar. Genç ve yaratıcı insanlar böyle bir fırsatı memnuniyetle karşılarlar, hemen kolları sıvayıp daha özgür, neşeli, gerçekçi bir kültür yaratırlar. Şu istikrarlı toplum safsatası nedir? Dalga geçiyorsun herhalde. Doğa istikrarlı değil. Yaşam istikrarlı değil. İstikrar doğal değil. Yegane istikrarlı toplum polis devletidir. Bir toplum ya özgürdür ya istikrarlı. Aynı anda ikisi birden olmaz…..”
“Hayatını tehlikeye attın, peki ama başka neyi tehlikeye atmayı göze aldın bugüne kadar?Hoşnutsuzluğu göze aldın mı hiç?Bir inancı tehlikeye atmayı göze aldın mı hiç?………….Gerçek cesaret , onsuz yapamayacağın bir şeyi tehlikeye atmayı göze almaktır, gerçek cesaret insanı düşüncelerini yeniden gözden geçirmeye, değişimin güçlüklerine katlanmaya, ve bilinci genişletmeye zorlayabilecek bir şeydir. Gerçek cesaret insanın basmakalıp inançlarını tehlikeye atmayı göze almasıdır.”
Etiketler: Another Roadside Attraction • Ayrıntı Yayınları • Dur Bir Mola Ver • Edebiyat Dizisi • Fatma Taşkent • Roman • Tom Robbins



390 |







This website uses IntenseDebate comments, but they are not currently loaded because either your browser doesn't support JavaScript, or they didn't load fast enough.