Daha önce “Terapi” adlı romanını okuyup, diğer romanlarını okuma listeme aldığım Yazar David Lodge’un “İyi İş” ini birdim. “İyi İş” in iyi iş olduğunu düşünüyorum. Keskin bir zeka ve sosyal gözlemciliğin ürünü olan roman tatmin ediciydi.
Romanın konusu İngiltere’de işsizliğin yükselmesi, akademik çevrelerde bütçe, dolayısıyla personel kesintisi ile akademik eğitimin kalitesinin düşme tehlikesi, ticaretteki kıyasıya rekabetin yaşandığı Thatcher döneminde akademik çevrelerle, sanayi kesiminin birbirini tanımaktan uzak, karşılıklı küçümsemesi çerçevesinde gelişiyor. Başarılı genel müdür Vic Wilcox ve 19. yüzyıl sanayi romanı ve kadın araştırmalarında uzman edebiyat öğretim üyesi Doktor Robyn Penrose. İşten çıkarılma tehdidi altındaki başarılı ve etkin Robyn Penrose üniversite ile sanayi kuruluşları birliği arasındaki anlaşma gereği, bir süre Vic Vilcox’un “gölge” si olur. Onu her hafta Çarşamba günü sabahtan akşama kadar her yerde takip eder. Bu arada, kendi bakış açısından gördüklerini acımasızca eleştirir, Vic Vilcox kızsa da, bu bakış açısını anlamayı öğrenir bazen de bazı fikirleri benimser. Aynı zamanda Robyn Penrose da karşı tarafın bakış açısını anlamaya çalışır. Bu arada Vic Vilcox, bu inatçı ve güçlü kadına aşık olduğunu sanır. Fakat bu, hikayenin önemsiz bir kısmı.
Kitapta en hoşlandığım bölümler ise, Robyn Penrose tarafından yoğun bir ilgi duyduğum semiyotik (anlambilim) ile ilgili aktarımların yapıldığı bölümlerdi. İşte ir örnek:
“İlk bakışta bir tür bilmece gibiydi. Başka deyişle, onu çözmek için Silk Cut adlı bir sigara markası olduğunun bilinmesi gerekiyordu. Poster, bir resimli bilmece gibi, kayıp ismin ikonik bir temsiliydi. Ama ikon aynı zamanda bir metafordu. Pırıldayan ipek, şehvet uyandıran yumuşacık kıvrımları ve bedensel zevkleri çağrıştıran dokusuyla kadın vücudunu açıkça sembolize ediyordu; daha açık bir renkle ön plana çıkarılmış elips biçimindeki yarık, açıkça bir vajinaydı. Reklam bu şekilde, kadın vücuduna girme kadar, onu kesme arzusunu da uyandıran hem duyumsal, hem de sadistik dürtülere hitap ediyordu.”
David Lodge’un, (daha önce bu konuda fikrim olsa da) yaptığı çarpıcı saptamaları beni mest etti desem yeridir. Misal:
“Klasik romanın kapitalizmin ruhuyla işbirliği yapmış olmasının nedeni, Robyn için son derece açıktır. Her ikisi de seküler Protestan ahlak felsefesinin ifadeleri; her ikisi de, diğer özerk benlikler ile rekabet içinde mutluluk ve zenginlik arayan, kendi kaderinden sorumlu ve ona hakim olan özerk bireysel benlik düşüncesine dayanır. Bu hem bir meta, hem de bir temsil yolu sayılan roman için gerçektir. Başka bir deyişle romancıların kadın ya da erkek kahramanları için geçerli olduğu kadar, kendileri için de geçerlidir bu. Romancı bir hayalgücü kapitalistidir. Kadın ya da erkek romancı bir ürün ortaya çıkarır; tüketici önüne gelinceye kadar bunu istediğini bilmez; romancı yayıncılar olarak tanınan risk sermayesi sahiplerinin yardımıyla, bunu üretir ve çok az farkı olan aynı tür ürünlerin üreticileriyle rekabet halinde satar.”
Kitap çok sevdiğim Ayrıntı Yayınları tarafından basılmış. 339 sayfa. Ben aylar önce ideefixe Ayrıntı yayınlarında %35 indirim yaptığında almıştım. Bu arada söz konusu indirim bu ay yine tekrarlanıyor.
Etiketler: Ayrıntı Yayınları • David Lodge • Edebiyat • İyi İş • Nice Work • Roman • Ülkü Demirtepe



402 |







David Lodge kesinlikle okunası bir yazar. Terapi isimli romanı okuycuyu biraz zorlasada Düşünce ve Balonları ve İyi İş kesinlikle harika romanlar. David Lodge da en sevdiğim şey ise kahramanlarını sonunda barışık bir şekilde bırakması. Kesinlikle tavsiye edilir