Romanımızın kahramanı Lal, toplumumuzda “aklı başında” olarak tabir edilen, evli barklı, iş güç sahibi başarılı bir mimar.. Sosyal ve özel yaşamı düzgünce gidiyor…. Ama gidemeyen, zorlanan bir şeyler var… Bunları sorgulamaya başlıyor Lal… Ve Lal bir çoklarının düşünebilme olasılığı olan toplumsal bir tuzağa düşüyor. . Kimlik rolleri ve maskeleri taşıyarak güçlü kimliği geliştiremediğinin farkına varması belki de bu… Margaret Atwood ‘un “Kör Suikastçi” sında bol bol ve çok zengin olarak anlatılan kimlik kargaşası ve toplumsal maskelerin verdiği sıkıntılara burada da değiniliyor. Paul Austre’in “Yanılsamalar” Kitabında üzerinde durduğu “gerçek” neydi? “Yoksa gerçek, YANILSAMA mıydı ?” sorusu bu kitapta da karşımıza çıkıyor. (bakınız Kadın Bedenini Soyarsa, sayfa 32).
Şaman dünya görüşünü günümüze uygulayarak özümsemiş ve yaşam biçimi haline getirmiş Lara’ nın mektubunda doğal yaşam ve kaynağı olan doğa esas alınıp her şey buna paralel akıp gitmektedir.. Aynı zamanda anaerkil bir topluluk olan Şamanlarda kadının cinselliğine değişik boyutlardan bakarak bu açıyı oldukça farklı bir yerlere taşıyor. Doruk noktada hissedilmesi gereken cinselliği, dünyaya ve gerçeğe açılım kapısı olarak görüyor. Mektup (Lara’nın dünya görüşü) Lal ve arkadaşlarını farklı yönlerden etkiliyor. Bu dünya görüşleri Lal’in düşünce akışını ve dolaylı olarak yaşam biçimini etkiliyor, değiştiriyor.
Deniz Şarman
“Bir kadın kendi başına soyunabilir mi?..Bazı sabahlar uyandığında Lâl’in ilk aklına gelen cümle buydu…” diye başlıyor ve böylece, romanın kahramanı Lâl’in öyküsü bir bakıma, kendi kendine sorduğu bu sorunun doğru ve gerçek yanıtını arama ve bulma çabası içinde sürüyor.
Günümüz dünyasında ve özellikle de ülkemiz koşulları içinde bir kadının; iyi bir eğitim görmüş, kariyer sahibi, başarılı bir işkadınının gerçek yeri neresidir? Bir kadın, mutsuz evliliği, gündelik yaşamın olumlu olumsuz etkileri arasında hem gerçek kimliğini arıyor hem de bir çıkış yolu bulmaya çalışıyor. Yazar bunu şöyle ifade ediyor:
“Kadın, kadını arıyordu. Kadın, kadına hasretti. Kadın, bedeniyle bütünleşmek istiyordu. Kadın yorulmuştu. Kadının içi acıyordu. Kadın, varolmak istiyordu. Ve kadın, kadını ararken, belki de adamı arıyordu. Kadın en sonunda soyunmayı kafasına koymuştu.”
Bir kadının bedenini soyması ne demektir? Bedenin soyulması, bir kadının iç dünyasının gözler önüne serilmesi ile aynı anlamı mı taşımaktadır? Beklenen sonuca, ya da varılmak istenilen sonuca ulaşabilmek o denli kolay mıdır? Kadın bedenini soyarken aradığı huzura ulaşabileceğinden nasıl emin olabilir? O emin olsa bile çevresi, ailesi ve hatta en yakın arkadaşları bunu nasıl değerlendireceklerdir.
Meltem Arıkan, bu romanında da, bundan önceliklerde olduğu gibi; modern kadının sorunlarını ele alıyor. Çok zor ve çapraşık yollardan geçerek ve kalemini büyük bir ustalıkla kullanarak, kadınları kadın yapabilecek erkeklerle, erkekleri erkek yapabilecek kadınların kurabilecekleri dengenin, onları mutluluğa ulaştıracağı inancını savunuyor.
Meltem Arıkan’ın çarpıcı kişiliği ve bu kişiliğin kitaplarına da yansıyan vurucu anlatımı ile “Kadın Bedenini Soyarsa”, öyle kolay okunur ve anlaşılıır romanlardan değil. Ne var ki; olayın özüne ulaştığınız zaman tadına doyamayacağınız kadar güzel ve anlamlı bir roman. Kadın-erkek arasındaki ilişkinin, değişik bir gözle ve değişik bir açıdan bakıldığı zaman ne denli güzel olabileceğinin inanmak çok zor.
Nevcihan Oktar
Şamanizm nedir? Önce bunu açtık …Şamanizm’de doğa güçlerinin etkin olduğu ve onlara çeşitli kurbanlar verildiği inançlarının gök,yeryüzü ve yer altı olmak üzere üç bölümden oluştuğu gibi unsurlar vardır…Sonradan Şaman olunmadığı ve ancak dededen ya da aile büyüklerinden bu öğretinin el verme diyebileceğimiz bir inisiyasyonla gerçekleştirildiği ve anaerkil toplum düzeni üzerine
oturmuş; dolayısı ile erkekleri ayinlerde kadın elbisesi giyerek,saçlarını uzatarak bu özelliği vurgulamış oluyorlar…
Rusyaya bu bölgeye gelen Hıristiyanlar onlara çok zarar vermiş artık Şamanizm gizli olarak yapılıyor… sayfasından daha detaylı bilgi edinebilirsiniz (şaman davulu da enteresan )
Günümüzde Lal ve arkadaşları gibi kişilerin toplumumuzda olduğu ve sayılarının her geçen gün arttığı yadsınamaz… Kültür seviyeleri yüksek olsa da bu kişiler tatminsiz ve oldukça mutsuzdurlar…Bedenlerine yaşamları boyunca giydirilmiş kimliklerinden soyunmak (soyut olarak) Özgür olmak (somut olarak)!!!!!!!!! belli bir zaman sonra en büyük dilekleri haline gelmektedir…Bu arayışa Meltem Arıkan fazla edebi bulmadığımız bir cinsellik katarak konuyu somutlaştırma yoluna gitmiştir…
Beden dili konusunda bilgisi epey derin olan bu kişiyle tanışmak ve düşüncelerini almak enteresan olabilir…
Arzu Yıldırım
Etiketler: Everest Yayınları • Kadın Bedenini Soyarsa • Meltem Arıkan • Roman



281 |







This website uses IntenseDebate comments, but they are not currently loaded because either your browser doesn't support JavaScript, or they didn't load fast enough.