Patricia Melo’nun Türkçe’ye çevrilen romanı bir kaç ay önce Agora Kitaplığı tarafından basıldı. Çıktığından beri merak ettiğim kitabı geçtiğimiz hafta iki günde bitirdim. Melo’nun ülkesinin sokak kültürünü yansıttığı romanını çok hoşlanarak okudum.
Maiquel ikinci el araba satan bir dükkanda çalışan, hayatı tekdüze geçen, küçük hayalleri olan sıradan bir adamdır. Bir gün, bira parası bulabildiği her durumda gittiği barda bir arkadaşı ile basit bir ağız dalaşı yapar ve onu düelloya davet eder. Bu kahramanın hayatı açısından, şiddeti olağan gören bir bakış açısına sahip olmada ilk kritik andır. Öylesine ağzından çıkan davet, aslında boş bir iddia iken seslendirildiğinde ürkütücü, endişe verici bir gerçek haline gelir. Düello günü, arkadaşı kahramanı ciddiye almaz, aslında kahraman da son dakikaya kadar gidip gitmemekte kararsızdır. Gözünün önünden karşı tarafın ondan af dilediğini, onun da affettiğini geçirir, bu iş de böyle kapanıp gider diye düşünür. Karşı taraf af dilemez, kendisini öldürmesi için sırtından vurması gerektiğini, kendisinin düello filan yapmayacağını söyler. Bu sahne romanın ikinci ve en önemli kritik- kader değiştirici anıdır. Maiquel arkadaşını arkadan vurur. Buna kısacık bir zamanda karar verir. Bir an kadar kısa bir anda. Saçını kaşımaya karar vermek, sakalını sıvazlamayı düşünmek, elini cebine sokmaya karar vermek gibi sıradan bir karar haline gelir ve bir an önce sıradan bir adamken bir an sonra arkadaşını vurmaya soğukkanlılıkla karar vermiş bir katildir. Arkadaşı için, katil olduğu için hiç üzülmez. Adamın yanında onun için ağlayan sevgilisi için üzülür.
Polislerin gelip onu tutuklamasını beklerken, işlediği cinayetten dolayı hediyeler almaya başlar, polisler de bir hırsızı öldürdüğü için minnettardır. Diş ağrısı yüzünden diş doktoruna gider. Ona ödeyecek parası yoktur. Diş doktoru ününü duymuştur. Onu parasız tedavi etmek karşılığında kızını soyup, tecavüz eden birini öldürmesini ister ondan. Bu cinayetten sonra, öldürdüğü adamların sınıfı(fakir ve eğitimsiz- suç işleyerek para kazananlar insanlar), kanun adamları sınıfı, adına cinayet işlediği burjuva sınıfı tarafından kahraman ilan edilir. Ona kutsal bir görev yapmış asker ya da din adamı muamelesi yaparlar. Saygı görür. İnsanlar onu önemsemeye başlar. Derken diş doktorunun arkadaşı da evini soyan bir hırsızı para karşılığında öldürmesini ister. Parası yoktur, önce düşünür, sonra kabul eder. Hırsızı öldürmeye gittiğinde onun bir çocuk, kendi sınıfının tipik bir temsilcisi olan bir çocuk olduğunu görür. Önce öldürmekten vazgeçse de kısa bir süre sonra aniden onu öldürür. Okuyucu burada şiddetin çekici doğasını, insanın şiddete bulaştıktan sonra şiddet uygulamanın verdiği hissin bağımlısı olduğunu görür. Daha doğrusu yazar bunu çok güzel bir şekilde anlatır.
Maiquel’in cinayetleri böyle devam eder. Roman boyunca, fakir, çıkışı olmayan insanların suça yakınlıklarını, bu insanlar için geçerli olan kuralların vahşi doğa kurallarına olan benzerliklerini çok iyi anlatmış yazar.
Etiketler: Agora Kitaplığı • Katil • Patricia Melo • Roman • Senem Öğe • The Killer



230 |







This website uses IntenseDebate comments, but they are not currently loaded because either your browser doesn't support JavaScript, or they didn't load fast enough.