Bazı yazarlara, kitaplarına önyargılı yaklaşırız. “Edebi değeri yok, onu mu okuyorsun?” der, okuyana burun kıvırırız. Bazen de bize burun kıvrılır, benzer sebeplerle.
Geçen hafta bir arkadaşım, çok ayıp bir şey söylüyormuş gibi utana sıkıla, “Aslı, sana bir kitap vereceğim” dedi. Kitabın aslında uyduruk bir şey olduğunu ama yine de eğlence niyetine okumamı istediğini söyledi.
Kitap, Hande Altaylı’nın Maraz adındaki kitabı.
Kitabı hemen okumaya başladım. Kurgusu, anlatım tarzı klişe geldi ama yine de devam ettim. Hatta ödünç kitap olduğu için başka kitaplara kaymadan iki günde bitirdim.
Kitabın sonlarına doğru bir kaç yerde elim defterime gitti ve not almaya başladım.
Normalde, böyle sabun köpüğü gibi kitapları okurum ve aklımda bir kaç aya kadar hiç bir şey kalmamış olur. Kitabı okurken bir yere not almak aklıma bile gelmez.
Ama bu sefer oldu işte!
Esas kızın erkek arkadaşıyla arasında geçen diyaloglardan iki tane, kendimce önemli bulduğum, not çıkardım. Buradan yola çıkarak bir not da kendime yazdım:
1.”Bazen bencilliğin en büyük erdem olduğunu düşünüyorum. Daha az yalan, daha çok gerçekten oluşuyorsun o zaman”.
2.Kadın ile erkeğin diyaloğu:
K: Sümük gibiyim!
E:Öyle olsan bunu söyleyemezdin.
K:Söylemek sorumluluğumu azaltmaz, sadece beni itirafçı yapar.
3.Bu da kendime nottu: Her önüne geleni oku demiyorum ama her zaman kendine şaşırma payı bırak. Önyargıların, şaşırma olasılığını yok etmesin! Bunu da bloguna yaz!
Etiketler: Aslı • Hande Altaylı • Maraz • Remzi Kitabevi • Roman



370 |







This website uses IntenseDebate comments, but they are not currently loaded because either your browser doesn't support JavaScript, or they didn't load fast enough.