Her topluluğa ona özgü kişilik özelliklerini veren, birbirinden farklı gelenek ve görenekleri, farklılıkları vardır…
Bu çok uzun geçmişten beri hep böyledir. Bu kişiliklere gelişerek sahip çıkabilen topluluklar VARLIK larını sürdürebilirler, VAR olabilmek buna bağlıdır. Dünyadaki bir çok farklı karakterdeki topluluk için ise en önemli SINAV, bir diğer topluluğun farklı varoluşunu (ondan sınırlarını zorlayıcı, kötülük eylemi gelmedikçe) KABUL edebilmektir.
İşte gerçek hoşgörünün tanımı; çok çeşitli farklılığı yürekten, gerçekten kabul edebilmektir. Bizim gibi olmalarını, kendimize benzetmeye ÇALIŞMAMAK, olduğu gibi kabul edebilmek, ama bunu çok samimi bir tarzda ortaya koyabilmek en zor sorunları bile halleder.
Kabul edememenin esasında kendini daha üst basamakta görmek yatar. Bu üstün görme duygusu ise diğer kişi veya topluluk üzerinde hakimiyet kurma hissi duyar ve bu hissin doğru olduğuna inandırır kişi kendisini… Bu duygu ve inanışa sosyal ve maddi destekler de ilave olursa kişi, diğerlerinin kişisel ve sosyal sınırlarını zorlama hakkı görür kendisinde. Böyle kişilikler önce kendi sınırlarını zorlayarak yanlış kararlar verirler. Verilen bu kararlar doğrultusunda birleşerek güç oluşturur ve haz duyarlar bu sınırları zorlama işinden.
Kişisel de, toplumsal da olsa, hangi sınır zorlanırsa zorlansın çatışma çıkmıyor mu? … Küçük, büyük bu çatışmalar oluşturmuyor mu SAVAŞLARI ?…..
Biz sizden iyiyiz siz bunu fark edemeyecek kadar az gelişmişsiniz diye yargılarlar…. Hangi değerlere , neye kime göre daha iyi ? Çeşitli açılardan bunu yeteri kadar irdeler mi? Yelpazelerini genişleterek bakabilirler mi olaylara ? … bilinmez…..
Evet tabii gelişmek, değişmek gerekmektedir. Ama herkes kendi öz suyu ve kökleri ile beslenir. Yaban otları ayıklanabilir. Yararlı katkılar ilave edilebilir edilmelidir de ama kökler koparılırsa bunların hiç birini özümseyemez kişi ve kişilerden oluşan topluluklar. ….
İşte böyle bir hikayeydi “Ruhum Yeniden Doğacak”. Kimileri boyun eğdiler ruhlarını öldürdüler, kimileri ise ruhsuz zaten yaşayamayacaklarını bildikleri için vücutlarını öldürdüler.
Ama bu kendilerini bu uğurda öldürenlerin bir mesajı ve bir isteği vardır topluluklara:
Uğurlarında öldükleri düşünceleri, inançları ve öz kimliklerinin, kısacası onları onlar yapan RUHLARININ TEKRAR yaşatılması, geliştirilmiş de olsa o ruhun tekrar DOĞURULMASI…
Ruhları tekrar DOĞARSA değecekti öldüklerine ve bunu umuyorlardı…
Etiketler: Anjel Selveroğlu • Chinua Achebe • Edebiyat • Kültür • Roman • Ruhum Yeniden Doğacak • Sanat • Sosyalist Yayınlar • Things Fall Apart



628 |







This website uses IntenseDebate comments, but they are not currently loaded because either your browser doesn't support JavaScript, or they didn't load fast enough.