“Planlarımı anlatacak ZAMANIM yok. Saatler ve keşfim hakında çok şey söylemeliyim aslında;karakterleimin arkasında nasıl da güzel mağaralar kazdığım hakkında; bunun tam da benim istediğim şeyi sağladığını düşünüyoruö; insanlık, mizah derinlik. Amacım,, mağaraların birleşmesi: ve her birinin yaşanılan anda gün yüzüne çıkması.” Virginia Woolf, günce notu, 30 ağustos 1923
“Saatler” Bayan Dalloway, Bayan Brown ve Bayan Woolf’un yaşamlarındaki bir günü anlatıyor. Aynı Virginia Woolf’un “Mrs. Dalloway”de Clarissa’nın bir gününü anlattığı gibi. Bayan Dalloway New York’ta yirminci yüzyılın sonlarında, Bayan Brown ise 1949 yılında Los Angeles’te Bayan Woolf ise henüz intihar etmesine 20 sene olan Virginia Woolf’un 1921 ‘deki yaşamı. Dalloway ve Brown evlerinde parti vermek üzere iki kadın. Doğum günü yemekleri, yakın bir dost( ya da eski sevgili) onuruna verilen bir parti bir eğlenceden baskıya dönüşüyor.. Kadınların baskı hissetmelerinin asıl nedeni kusursuzu aramak, sıradan olmak istememekten kaynaklanıyor. Örneğin bu partiler için seçilen güllerin hangi vazoda durdukları, hangi oda ile uyum sağladıkları, güllerin kusursuzluğu gibi detayların önem kazanması, bu kadınların güven ekskliği içinde olduklarını vurguluyor. Zaten büyük bir anlamsızlığın içinde detaylarla harcanan YAŞAM sorgulanıyor. YAŞAMI sürdürmek için yeterince NEDEN ve ZAMAN var mı? Daha anlamlı ve yaşamaya değer yaşamlar bittiği halde neden anlamsız yaşamlar devam ediyor? İki kitap bu noktada bire bir örtüşüyor.
Birbirinden ayrı görünen ama göndermelerle birbiri içine yansımalarla cinsellik, aşk, evlilik, kadına giydirilen kimlik, dostluk, sıradanlık ve sıradışılık, akıllılık ve delilik, umut ve umutsuzluk, yaratıcılık, yetersizlik, başarısızlık, kaçırılan fırsatlar, geçmiş yani tümüyle YAŞAM ve VAROLUŞUN NEDENİ sorgulanıyor.
Virginia Woolf’un “Mrs. Dalloway”ini okuyarak “Saatler”i okumak kitabı daha anlamlı kılıyor. Tabii “Mrs. Dalloway” bir başyapıt. “Saatler” “Mrs. Dalloway”in modern bir versiyonu gibi ama onun başarısını yakalamasına imkan yok. Sanırım “Saatler” filmini gördükten sonra romanla karşılaştırmak iyi olacak.
Nevcihan Oktar
Varoluşçuluk
Varlık Felsefesi hakkında kısa bilgi edindikten sonra saatler daha iyi anlaşılır diye düşünüyorum. Bireyin varoluşunun önemi Kierkegaard, Nietzche, Heidegger, Sartre, Camus ve birçok felsefeci ve yazar tarafından savunulmuştur.
Varlık “VAROLUŞ” olarak vardır. Bu varlık kendi bilincine sahip olan bir varoluştur. Varlığın kendini tanıdığı ve sorguladığı yer insan olma olanağıdır. İnsan bir özne değil, bir varoluşa sahiptir. İnsan varoluşunu gerçekleştirmek için kendi geleceğinin, olanaklarının ve projelerinin peşinde koşan SONLU ve GEÇİCİ bir varoluştur. Bir varoluş olarak önceden belirlenmiş bir öze veya kadere sahip değildir. Onun özü, kendi varoluşunu kendisi için gerçekleştirmektir.
Özü ve kaderi olmadığından insan kendini dünyaya atılmış ve terkedilmiş bulur. Dünya içinde diğer insanlarla karşılaşır, KAYGI içinde diğer şeylerle ilişkiye girer, kendini bu ilişki içinde tanımaya ve var etmeye çalışır. İLGİ ve KAYGI temel varoluş karakteridir. Ölümü başkasında gördüğü an varoluşunun sonlu olduğunu, hiçlikle karşı karşıya olduğunu anlar ve ölümle yüzleşir. Bir gün sıranın kendisine de geleceğini anlayan insan, ölüm kaygısı içinde kendi varoluşunu hatırlar ve onu gerçekleştirmenin yine kendisine ait olduğunu kavrayarak, kendisini diğer insanlardan farklı yapan OTANTİK VAROLUŞUNU YAŞAMAK ister.
Bahar Vardarlı
Önce sevgili Eren’e teşekkür ederim. Gerçekten zamanlama harika oldu. Bir kitabı okuduktan sonra bir filmden bu kadar zevk alınabilir diyorum ve görmeyenler için önce Virginia Woolf sonra Cunningham ve üzerine film sırasını takip edin diye öneriyorum… Evet Saatler beni neden bu kadar etkiledi diye düşündüğüm zaman cevabı çok derinlikli bir kitap olmasından diye verebiliyorum… Pek çok acıya rağmen insanların yaşam sevincini kaybetmemek için verdiği mücadele, içinde bulunduğumuz zamanla da birerbir örtüşünce daha da bir anlam kazandı sanki…
Bu yaşam sevincinin ve bağlılığın sembolü olarak ortaya konan çiçekler benim onlara bakış açımda bir kez daha etkili oldu… Reiki yapanlar daha iyi anlayabilirler, bir gülün kış ortasında bu yaşam enerjisiyle(-chi) 50-60 tane açmasını bir arkadaşım gözlerimin önüne serdiğinde de bunu hissetmiştim… Hayatımızda saatler saatleri kovalarken bizler anlardan mutlu olmanın keyfi çıkaralım diyorum…
Arzu Yıldırım
02.11.2009 – 09.11.2009 tarihleri arasında “Haftanın Kitabı” olarak seçildi.
Etiketler: Çağdaş Dünya Edebiyatı • Can Yayınları • İlknur Özdemir • Michael Cunningham • PEN/Faulkner Ödülü • Pulitzer Ödülü • Roman • Saatler • The Hours



372 |







This website uses IntenseDebate comments, but they are not currently loaded because either your browser doesn't support JavaScript, or they didn't load fast enough.