Fanfarlo - Charles Baudelaire
(2 oylar)
Kitaplar - Kitap Yorumları
Ekleyen: Eser Boran

ImageUzun bir ıstırabın kısa romanı…
Baudelaire, dünyanın bütün dillerinde ‘ıstırap’ anlamına gelir. Bu anlamın vücud bulmuş en önemli eseri de şüphesiz ‘Les Fleurs Du Mal’ (Kötülük Çiçekleri)dir. Doğduğu anda savaşı kaybetmiş olan ‘insan’ın belki de biricik aynasıdır bu eşsiz başyapıt.

Boşluğu boşlukla, kusuru kusurla örtmenin en vazgeçilemeyen ve en elemli (!) fiil, en yaralı yolculuk olduğu bilincinin ‘söz’e dönüşmüş halidir! Bugünlerdeyse Baudelaire’in ‘Les Fleurs Du Mal’den bağımsız okunamayacak başka bir yapıtında ağrımızla yüzleşme gözüpekliğini gösteriyoruz: “Fanfarlo”

Külün ve yokluğun ‘beden dili’yle yazılmış olan tüm Baudelaire eserleri arasında belki de en dramatik okuma Fanfarlo ile yapılan okumadır; zira bu kısa romanda bize Balzac’ın ruhu ve Baudelaire’in düzyazıya sığmazlığı da eşlik eder. Eserde dikkati çeken ilk şey, Les Fleurs Du Mal’deki yapının neredeyse aynen korunmasıdır. Belki de bu, Baudelaire’in yapıtlarıyla arasındaki ‘olmayan huzur’ iletişimsizliğini koruma içgüdüsüdür. Yükseliş ve düşüş arasındaki karşıtlıkların sıkıntı ve huzursuzluğu öncelemesi, sadık bir Baudelaire okurunun gözünden kaçmayacaktır. Romanda karşımıza Samuel olarak çıkan Baudelaire, yok edici güçlerin albenisi karşısında çeşitli alegoriler ve şiirlerine yaptığı atıflarla varlığını bir kadının tahammülfersa aleminde sınar.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (34) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 450

Devamını oku...
 
Türkiye Tatları - Edouard Roditi
(0 oylar)
Kitaplar - Kitap Yorumları
Ekleyen: Oğuzhan Çıtlak

Image“Türkiye Tatları”. Türkiye’de geçen öykülerden oluşuyor ve Türkçede ilk Roditi kitabı.

Edouard Roditi. Balat’tan Amerika’ya göçmüş tüccar Oskar Roditi’nin oğlu. 1910’da Paris’te doğmuş. Fransa, İngiltere ve Almanya’da, daha sonra da Amerika’da Chicago ve Berkeley Üniversiteleri’nde okumuş. Sürrealistlerden. Şiirleri 1928 yılında (yani 18 yaşındayken) Transition’da yayımlanmış. (Bu dergi James Joyce, Gertrude Stein ve Hart Crane gibi gerçekten ünlü adların da yazdığı bir sürgün dergisi.) Sonra 1934’te T.S. Eliot bazı şiirlerini Criterion’a kabul etmiş. 1940’tan itibaren de New Directions Annual’da devamlı yazıları çıkmış. Ayrıca 1928-48 arası toplu şiirleri, Oscar Wilde üzerine eleştirel bir çalışması ve The Delights of Turkey adlı öykü kitabı da bu yıllığı yayımlayan New Directions’tan çıkmış. Şiir, öykü ve çeviri dışında şeyler de yapmış: İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan Nürnberg mahkemesinde çevirmenlik bunlardan biri.

Edouard Roditi’nin bizimle yani Türkiye’yle ve Türklerle (zamandizinsel açıdan) ilk bağlantısı, dedesinin uzun süre WagonLits yetkilisi olarak, Orient Express hattının son noktası olan Pera Palas’ta görev almış olması; bir sonraki de babasının Balat’tan Amerika’ya göçmüş bir İstanbul Yahudisi olması. Ama bizim için en önemli özelliği herhalde The Delights of Turkey. Çünkü, geçtiğimiz mart ayında Sevin Okyay’ın aslına yaraşır çevirisiyle ve “Türkiye Tatları” adıyla Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan bu kitap,

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (32) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 427

Devamını oku...
 
Kovulanın izi - Yaşar Çubuklu
(0 oylar)
Kitaplar - Kitap Yorumları
Ekleyen: Administrator

ImagePek iç açıcı şeylerden söz etmiyor elinizdeki kitap. Tersine, uygarlığın yeraltına tıktığı karanlık içeriklerden, toplumsal vicdan tarafından lanetlenmiş sapkın eğilimlerden, bastırılmış yıkıcı dürtülerden söz ediyor. Kötülükten, kirden ve suçtan; kadavradan, lağımdan ve boktan söz ediyor. Üstelik, bütün bunlardan söz etmekten bir şey umuyor. Yer üstünde asayiş yeraltının denetim altına alınmasıyla kurulmuşsa eğer, aşağıdaki içeriklerin konuşturulmasından geçecektir yıkıcı eleştiri. Kapitalizm bireyin yalnızca kendini tanımasının değil, aynı zamanda kendini unutmasının da koşullarını yaratmışsa, unutulanı hatırlatmayı hedef edinecektir eleştiri.
Böyle bir umut var bu yazılarda. Bir kafa tutma aynı zamanda: İnsan bedenini üretkenlikten ibaret bıraktınız, öyleyse inadına çürümüş kadavradan söz edeceğim ben. Oturduğumuz evler alınıp satılabilir bir emlaktan ibaret artık, öyleyse uğursuz perili evlerden söz edeceğim ben. Huzur ve güven arayışına kilitlenmiş yavan bir gündelik hayat var dışarıda, öyleyse felaketten, herkesin huzurunu bozacak bela odaklarından bahsedeceğim. Uygarlığın nimetlerinden söz ediliyor hep, öyleyse aşağıda akan lağımdan söz etmeliyim ben. Ortalama fikirlere, dengeli zevklere, ölçülü bir merhamete karşı aşırı fikirleri, tekinsiz hazları, yıkıcı duyguları savunacağım. Sahte erdemlere karşı kötücül enerjileri, toplumsal bayağılığa karşı bireysel aşırılığı, yeniden yapılanmaya karşı çözülüp dağılmayı, nihayet kafaya karşı kıçı savunacağım. İnsana, ayağa dikilmeden önceki, burnu yere yakın, kıçı açık halini hatırlatacağım.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (41) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 421

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

 
 
 

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
 

Sitede Arama Yap

Login Form for BuletinPlazza

Son Yorumlar

Bir Geyşanın Anıları - Arthur ...
bu kitap okunmuyorda yaşanıyor sanki.o günlerde orada olmayı...
devamı -->

Siyah Kan - Jean-Christophe Gr...
Bu yazarı okumanızı tavsiye ederim
devamı -->

Siyah Kan - Jean-Christophe Gr...
kitaplığımda bekleyen okusam mı okumasam mı dediğim bir kita...
devamı -->

Siyah Kan - Jean-Christophe Gr...
aRkadasLar bu oyLe bir kitapKi insan sanKi oLayLarın iCindey...
devamı -->

Dijital Kale - Dan Brown
admin tebr. bende benden başka kimse çözebildimi diye hekese...
devamı -->

Ziyaretçi Sayacı

Bugün139
Dün238
Bu Hafta675
Bu Ay7933
Toplam162209