" Hiç havasızlıktan boğulmuş bir kimsenin kanının rengini merak ettiniz mi? Ya da bir kavanoz balın ne gibi zararlar verebileceğini?"
Siyah Kan’ı kitapçıda gördüğümde bunların ilginç gelebileceğini tahmin etmiyordum. Ama kitabı okudukça ürperdim. Katilin cinayet ritüeli beni şok etti. Gerçek dışı bir durum söz konusu değil ve baştan sona kadar tutarlı bir anlatım.
Jean-Christophe Grangé, Gerilim / Macera türünde ne kadar usta olduğunu bir kez daha kanıtladı. Aslında bir "bünye" meselesi bu kitabı okumak. Hani kan görmeye dayanamayanlarımız vardır. Siyah Kan’dan sonra artık kan kelimesini okumaya da dayanamaz hale geliyorsunuz. Ama kendini de bir çırpıda okutan bir roman. Aklın sınırlarını çoktan aşmış bir seri katil ve "olamaaazzz" dedirten cinayetler..
Siyah Kan, Fransız yazarın 5. kitabı. Diğerleri gibi bu da bir anda bestseller listelerinde zirveye yerleşmeyi başardı. Kitabın Fransızca ismi "La Ligne Noire". İngilizce baskılarında ise "Black Line" olarak geçiyor. Her ikisi de dilimize "Siyah Yol" olarak çevrilebilir. Ancak ülkemizde yayımlanan baskısında kitabın ismi "Siyah Kan" olarak geçiyor. Mantıklı bir isimlendirme olmuş. Çünkü kitap boyunca siyah kan ve günahlardan arınma arasındaki ilişki, törensel ve kriminal bir bakış açısı ile verilmiş.
Artık seri katil filmlerinde ya da kitaplarında alışageldiğimiz gibi; katilin kimliğinin başlarda saklanması ve sonrasında ise kahramanlarımızın bu esrarengiz kişiliği ortaya çıkarması gibi bir durum söz konusu değil. Yazar daha kitabın ilk sayfalarında katille ve "akıl almaz" cinayet ritüeliyle yüzleştiriyor bizi. Tabi ilk başta okuyucunun kafası soru işaretleriyle doluyor. Sonra sonra anlıyoruz korkunç gerçeği. Müstehcenlik ve vahşet ilginç şekilde bir araya getirilmiş. Ve gayet başarılı da bir birliktelik olmuş. Bir seri katilin cinayetlerinin arkasında temel itki nedir?
Kitapta Marc Dupeyrat adlı gazetecimizde bu sorunun cevabını arıyor. Bahsi geçen katil ise Jacques Reverdi kimliğinde. (Masum bir isim gibi görünüyor..)



1994 yılı olmalı. Alman faşizmini anlatan bir pop opera oynuyoruz. Müzik: Reyman Eray. Altmışlı yılların ünlü bir müzisyeniymiş. Öldü geçenlerde. O oyunda çok sevdiğim bir şarkı vardı. Alman kızıyla Türk genci âşıktırlar. Kızın boynundaki kolyede İrene yazdığını görmüştür çocuk.
Serbes’in romanı, kahramanı resmi polisler olan bir yapıt. Polisiye romanın ilk örneklerinden itibaren romanın kahramanları genellikle resmi polisler olmaz. Polisiye romanın kurucusu Edgar Allen Poe’nun kahramanı Dupin, dönemin Fransız polis örgütünü küçümseyerek "kurnaz ama akıllı olmayan, alışılmamışı değerlendiremeyen " bir yapı olarak anlatır. Polisiye romanın kurucu babalarından Arthur Conan Doyle ve Maurice Leblanc da kahramanları Sherlock Holmes ve Arsène Lupin ile resmi polis dışında işleri hal ederler. Holmes için resmi polis iyi niyetli ama yetersizdir. Lupin için ise tam anlamıyla gerzek ve alay edilecek tiplerdir.







