Baba ve Piç - Elif Şafak Yazdır E-posta
(12 oylar)
Yazı Index
Baba ve Piç - Elif Şafak
Sayfa 2
Kitaplar - Kitap Yorumları
Ekleyen: Administrator

baba ve piçPek çok İstanbul Ermenisi var Kaliforniya’da. Sende gelebilirsin. Sana ve ailene yardım etmek için can atacak geniş bir Ermeni cemaati var.”

Adam bu sefer kahkaha atmadı. Onun yerine buruk bir tebessüm yayıldı suratına.
“Böyle bir şeyi neden isteyeyim ki sevgili Armanuş? Burası benim şehrim. İstanbul’da doğdum burada büyüdüm. Ailemin bu şehirdeki tarihi en azından 5oo yıl geriye gidiyor. İstanbullu Ermeniler İstanbul’a aittir. İstanbullu Türkler, Kürtler, Rumlar ve Yahudiler gibi. Bir zamanlar birlikte yaşamayı başarmıştık, sonra çok kötü çuvalladık. Şimdi tekrar öğrenmeliyiz kozmopolitliği. Bir daha çuvallama şansımız yok.

(Elif Şafak/ Baba Ve Piç, sayfa:260)

 

Yukarıdaki bu bölüm son derece can alıcı bir soruna getirilen harika birer çözüm gibi görülüyor. Üstelikte daha önce bunu başarmış tekrar başarmaya gönüllü, genç, dinamik ve daha iyi eğitilmiş daha hoş görülü pırıl pırıl bir nesil için. Bu elbette başarılabilecek çok olumlu bir çözüm. Ne mutlu Elif Şafak’a ki, genç kozmopolit nesilin safiyane, barışçıl, akıllıca gelişen dimağının ürettiği bu güzel dileği dile getirebiliyor.

Tabii nar meyvesi olgunlaştığı zaman ortasından yarılıp ayrılır. Bu onun oluşumunun doğal bir sonucudur. Ama taneler her zaman saçılıp dört bir yana dağılmaz. Ağaçta yarılıp dağılanlar da vardır elbet. Ama ortadan ikiye ayırdığımız zaman bir tabakta toplanıp değerlendirilirler. Suyu sıkılıp çok faydalı bir içecek olurlar. Bu içeceğin içinde nar tanecikleri yoktur artık. Narın özü karışımı, en faydalı hali vardır. Kitapta geçen ebru sanatı da böyle bir şeydir. Damlatılan değişik renklerin çok ahenkli bir akış içinde birbirine karışmasıdır ebru. Bizlerin kültürünü ebru sanatı temsil eder. Dağılan nar taneleri değil. Usta bir kuyumcunun bir araya getirdiği nar taneciklerinden oluşan o güzel broşta bizim kültürümüzü temsil eder. Bu broş,

“Nar şeklinde zarif mi zarif altın tellerle inceden inceye işlenmiş, ortasından yarılmış, içinde kırmızı yakuttan nar taneleri ışıldayan bir broş” (Baba ve Piç s:231)

Roman boyunca bu sembol meyveler, nefis lezzetleri meydana getiren malzemeler, tatlar, güzel kokular, bölüm başlıklarını oluşturuyor. Aynı zamanda Ermenilerle müşterek olan kültürümüzü, mutfağımızı sembolize ediyor. Bizler birlikte çok güzel lezzetleri tattık. Müşterek mutfağımızın o eşsiz tatlarının zevkine varırken, bazen de ağlayarak, acı çekerek yedik bu güzel yemekleri. Hayatlarımız, zevklerimiz, acılarımız hep müşterekti. Birlikte tezatları yaşadık. Bölüm başlıklarının o özel tatları, (tarçın, badem, kuru üzüm, incir, gül suyu vs), hem ıstırabı hem hazzı, bir araya getirmek için çok ustaca kullanılmış.

Müşterek acıları, sevinçleri, müşterek tatları, hazları vardı bu insanların…. Müşterek sevgileri vardı….Müşterek hüzün hikayeleri vardı…., müşterek sevgi hikayeleri vardı…

“Kimindi hikayeler, anlatanın mı?, yaşayanın mı?, devralanın mı? Söz ki kutsaldı. Söz ki salt “kün”demekle koskoca kainatı ve dahi insanı oldurmuştu, peki söze dökülen hakikatler kimin malıydı? Hikayelerin sahipleri var mıydı?( s:336)

Kimindi hüzünler, tatlar…Sadece bir tarafın mıydı?

12.12.2006 / Deniz Şarman
Orjinal içerik Dipnot kitap klubünden izin alarak yayınlanmıştır...

 Kitapları internet üzerin çok daha ucuza alabilirsiniz...

Etiket fiyatı 21,00 ytl olan bu kitabı internet üzerinden yaklaşık %20 - 30 ucuza alabilirsiniz...
Kitapyurdu.com dan satın al (16,79 ytl)* Netkitap.com dan satıl al (16,20 ytl)*

* = bu fiyatlar içeriğin eklendiği zaman ki fiyatlardır. Şuan ki fiyatları değişebilir ama genelde daha düşük yönde olur bu değişiklik... Linke bi' tıklayın belki daha da ucuza alabilirsiniz bu kitabı...
Her iki site de güvenli sitelerden onlarca kez kitap almışlığım vardır o sitelerden hem de sorunsuz ve ucuza, zahmetsizce:d



Favori olarak ekle (31) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 1295

Yorumlar (13)
RSS yorumları
1. 07-11-2007 12:33
“Eleştirmenler biraz insaf”
Baba ve Piç’i okumadan önce hakında çıkmış, elime ulaşan yazıları okumadan bir kenara kaldırdım. 
Kitabı bir solukta bitirdikten sonra, önce internette neler yazılmış diye bakarım, sonra elimdeki yazıları okurum diye düşündüm. 
ilk okuduğum yazı da Hande Öğüt’ün yazısı oldu. Aaa romanın en can alıcı sırrını yazmış. İnsan bunları bilince romandan ne kadar zevk alır ki. Bence bu kadar güzel yazılmış bir romana HAKSIZLIK, ayrıca okurla ra da HAKSIZLIK diye düşünüyorum. HAKSIZ MIYIM? 
Elif Şafak, teşekkürler, yüreğine ve de beynine sağlık…
Misafir
Neptün Hamzaoğlu
2. 07-11-2007 12:37
“Eleştirmenler biraz insaf”
Elif Şafakın yeni romanını içtenlikle söyleyebilirim ki heyecanla bekledim. Diğer tüm romanlarını okudum. Elif Şafak zaten kitaplarının son elli sayfasında -yani romanın sonuna doğru- çok da şaşırtıcı bir biçimde sonucu belli bi mantığa oturtup ağzımızı açık bırakmakla kalmayıp kitap okuma zevkimi kat be kat artırırdı. Bu roman da aynı şeklide yazılmış; fakat maalesef ki ben romanı almadan kitap hakkında bir değerlendirme yazısı okudum ve Asyanın babasının kim olduğunu öğrenmiş bulundum ki kitabın sürpriz sonlarından biri oydu! Düşünsenize tıpkı Mahremdeki kadının neden sürekli ağzındaki tadı geçirmeyi çalıştığını önceden öğrenince romanın tüm zevkinin kaçabileceği gibi. Çünkü kitap beni şaşırtıcı noktasından vurur. O yüzden mi bilmiyorum ama bu kitaptan öncekilerden aldığım zevki alamadım. 
Onun dışında Elif Şafakın değindiği Ermeni meselesi romana çok güzel yayılmış, ne göze batıyor ne de gözden kaçıyor! 
Ve son olarak da çeviri olmasından mı kaynaklandığını bilemediğim bi dil sadeliği buldum. Belki de konunun öneminden ve herkesçe anlaşılmasını istemesinden dolayı romanda Mahremdeki gizemli dili bulamadım. 
HERŞEYE RAĞMEN BU KAOS VE İÇİNDEKİ ÖRGÜ VE TABİİ Kİ ELİF ŞAFAKIN ZEKASI BENİ Bİ KEZ DAHA KENDİNE HAYRAN BIRAKTI. İYİ Kİ VARSINIZ ELİF HANIM&.
Misafir
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
3. 07-11-2007 12:37
“Eleştirmenler biraz insaf”
Son dönem popüler Türk Edebiyatı romanlarından Baba ve Piçi bitireli birkaç gün olsa da şekil yapısı, içeriği, anlaşılırlığı ve yaratılan karakterler açısından hâlâ Elif Şafakın kaleminin gücünden kurtulamadım. 
Kısaca Ermeni Çakmakçıyan ile Türk Kazancı ailelerinin ortak geçmişini sorgulayan eserde her şey son bölümde açığa kavuşuyor ve bu yönden de oldukça gizemli. Aile içi cinsel baskının yıprattığı Türk kadınını, geçmişinden kopamayan Ermenileri ele alan kitap; konuların ve karakterlerin bağlantılı ve iç içe olduğu ender romanlardan biri. Bu yönüyle Love Actually veya Anlat İstanbul filmlerinin edebiyattaki temsilcisi olabilir. 
ODTÜ Uluslararası İlişkiler bölümü bitiren ve daha çok kadın çalışmaları üzerine yoğunlaşan yazar, şu an Arizona Üniversitesinde öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Genellikle eserlerini İngilizce kaleme alan Elif Şafakın bu son romanını Türkçeleştiren Aslı Biçeni de kutlamak gerekir. 
Şimdi Şafakın 2000 yılında yazmış olduğu Mahremi okumaya hazırlanıyorum. Herkesin Baba ve Piçi mutlaka alıp okumasını ve bu muhteşem yazarın emeğinin karşılığını almasını istiyorum&.
Misafir
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
4. 07-11-2007 12:38
Baba ve Piç
Elif Şafak bu kitabında bence Ermeni meselesine oldukça güzel yaklaşmış. Ne bir tarafı kayırmış ne de öteki tarafı. Aslında iki tarafın da birbirini anlamasının hiç de o kadar zor olmadığını göstermiş. Diğer taraftan Türk halkına dair gözlemleri yine etkileyici. Teşekkürler Elif Şafak&..
Misafir
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
5. 07-11-2007 12:39
Baba ve Piç
Gerçekten çok güzel bir kitap .Okurken evet şimdi beni ne bekliyor neyi anlatacak deyip daha da bir merakla okudum. sürükleyici ilgilendirici heyecan verici ve engin bir kültür dokusu işlenmiş nakış nakış yazıya elif şafak ı kutluyorum. ince zeka ve yazın yeteneğinden dolayı&&
Misafir
6. 07-11-2007 12:40
Baba ve Piç
İyi bir Elif Şafak okuru olduğumu söyleyebilsem de, bir kitap hakkında eleştiri yapabilecek kadar roman tekniğine ve kurgusuna vakıf olmadığımı düşünüyorum. Yine de bir-iki şeyi paylaşmak istedim. Mahrem ve Bit Palas ve Arafın yazmış Elif Şafak ile, Baba ve Piçin yazarı Elif Şafak arasında kaygılı bir gidiş görüyorum. Dile hakimiyet ve neredeyse sinemasal bir canlılıkla gelişen öyküler ve öykücükler esas alındığnda, yine modern edebiyat anlamında bir kazanç gibi görünse de, Elif Şafakın tehlikeli bir popülerleşme tasası taşıdığını iyi okurları tarafından da paylaşılan bir görüş olduğunu düşünüyorum. Karakterler, olayların içinde eriyor ve birer tipe dönüşmekten kurtulamıyorlar. Asyanın tüm kayıtsızlığını yalnızca hafızasızlığıyla açıklamak, 80 sonrası gençleri sadece apolitik diye değerlendirmekle aynı kolaycılığa gelir. Elif Şafak bu kitabında tarafsızlığı ve dengeleri korumakla ve aynı zamanda gündemdeki konuyu yakalamakla o kadar fazla uğraşmış ki, öykü sürecinde ardı ardına gelen sürprizler sadece saniyelik bir şok etkisi yaratıyor ancak karakterlerde bunun yaraları derinden verilmediği için biz okuyucu da bu hafısazlık evreninde boğuluyor. Bir kitabın bir çırpıda okunması ve politikadan konuşurken tarafsız olması roman denilen konuşma tarzı için yeterli mi bilmiyorum. Ve Elif Şafak gibi dipte köşede kalmış insansı zaafları olağanüstü anlatma yetisi olan biri neden böyle didaktik bir roman yazmış bunu anlayabilmiş değilim..
Misafir
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
7. 07-11-2007 12:41
Baba ve Piç
Kitabı cuma günü aldım, o gün yatmadan önce sanırım 50 - 60 sayfa okudum. Cumartesi evde olmadığım için geri kalanını pazar günü bitirene kadar okudum. Her ne kadar kitabı yutmayayım, sindire sindire okuyayım dediysem de dayanamadım. Ne kadar zamandır bilmiyorum beni bu kadar tatmin eden bir roman olmamıştı. Temel özellikleri söyleyeyim ve neden beni bu kadar cezbettiğini anlatayım. 
 
Metis Yayınlarından çıkan kitap 376 sayfa ve 16.50 YTL. Ben D&R kartla %10 indirimli olarak aldım. 
 
* Dille oynamayı seven Elif Şafakı okurken bazen aslolanın tema değil dil olduğunu hisseder arada bir sıkılırdım. Burada tema ön plana çıkıyor, başrol temanın ama yardımcı oyuncu dil ve sinema diline aktarırsak yardımcı oyuncu Oscarlık. Daha önce söylemiştim, Elif Şafakın bazı kitaplarını okumak için sözlük gerekiyor diye. Bunda öyle bir durum yok. Belki de ARAF gibi İngilizce yazılıp Türkçeye çevrildiğinden. Arada yine bu kelime neydi yaa deyip hatırlayamayınca sözlüğe baktım ama Türkçe yazdığı kitaplarda olduğu kadar değil. 
 
* Konu diaspora Ermenisi bir aile ile İstanbulda yaşayan br ailenin (nefis bir kurguyla) kesişen yolları ekseninde incelenen diaspora Ermenilerinin Türk insanına bakışı ve bugünkü Türk insanının onlara bakışı (ya da bakmayışı!!!!). Amerikaya 1915 yılında göç ettirilmiş bu ailenin acıları, kini, düşmanlık duyguları hala o günkü canlı, buna Amerikada doğmuş kuşak da dahil. Oysa Türk tarafında Ermeni, Yahudi, Rum farketmiyor, onlara göre Ermeniler azınlık denen topluluğun kendi hallerinden memnun olması gereken bir parçası. Romandaki ne eski kuşaktan ne de yeni kuşaktan techir, göç gibi olaylarla ilgili bir duygusu, bir yorumu bulunan yok. Ya da bu onların hayatındaki önemsiz konulardan biri. Elif Şafak ile yapılan bir röportajda onun da söylediği gibi toplum olarak hafızamız kısa süreli olduğu için bununla ilgili bir duygu oluşumu, bir tavır mevcudiyeti yok. Ermeni ailenin torunu Armanuş Türk ailenin torunu olan Asyaya neden bu konuda bir şey bilmediğini, hissetmediğini sorunca Asya ben daha 19 yaşındayım diye cevap veriyor. Her ikisi de yakın yaşlarda olmasına rağmen Armanuş kadınlarla dolu ailesinde bunu her zaman öğrenmiş, hatırlamış, techire dair yoğun bir duygu birikimi olan bir genç kız. Asya ve ailenin diğer kadınları ise kendi derdinde. Armanuş Türkiyede tanıştığı bir çok kişinin aynı durumda olduğunu görüyor ve kendisine düşman olacağından korktuğu bu insanların tavrı onu şaşırtıyor. 
 
* Kitabın yan temalarından biri de piç kavramı, bunun günlük ve içsel yaşamdaki yansımaları. Asya kadınlarla dolu bir ailede büyüyor ve babasının kim olduğu ona hiç söylenmiyor. Ana tema farklı olduğu halde bu tema da ustalıkla işlenmiş. 
 
* Yakın zamanda okuduğum Turgenyevin Babalar ve Oğullarındaki ana karakterlerden biri Nihilistti. (Kısaca hiçbir şeye inanmayan) Asya da öyle. Biri 19 yüzyılda yaşamış bir yazar, diğeri günümüzde. Her ikisi karakterde hayatın başında genç insanlar. Bu güzel bir sürpiz oldu. Her iki karakterin birbirine benzeyen bakış açılarını keşfetmek zevkliydi. 
 
* Ana temanın yanında bir sürü küçük tema görmekten çok hoşlandım. Mesela Asyanın teyze diye hitap ettiği annesi Zeliha dövme sanatçısı ve dövme sanatı ile ilgili çok ilginç bilgileri ve Zelihaya özgü yorumları bir kaç defa okuyacak kadar çok hoşlandım. Elif Şafakın yaratma gücüne, hayatla ilgili tespitlerine de her küçük temada bir defa daha ve daha güçlü bir şekilde hayran kaldım. 
* Ayrıca: 
 
Final çok çarpıcı 
 
Her bölüme aşurenin bir malzemesinin adı verilmiş. Bölümün içinde de bu malzeme ile ilgili bir anekdot var. Son bölüm de aşure ile ilgili. Elif Şafak! sen büyük bir kurgucusun. 
 
Yazar gündemde olan bir konuyu işlemiş ama yine de mistik ögeler kullanmaktan geri kalmamış. Falcı teyze, cinler romanı benim pek sevdiğim masalsı havaya sokmuş. 
 
Mutlaka okuyun derim ben&
Misafir
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
8. 07-11-2007 12:42
Baba ve Piç
Baba ve Piç ve Elif Şafak 
 
Baba ve Piç çok iyi bir kitap. Hatta abartmak istemem ama Ermeni diasporası ve soykırım iddiaları için belki de şu ana kadar hiçbir Ermeni yazarın sağlayamadığı katkıyı sağlayan bir başyapıt. 
 
İş için şehir dışında olduğum bu üç haftalık dönem uzun zamandır ara verdiğim okumak eylemi ile barışmam için iyi bir fırsattı. Tabi ki riske girmek istemedim ve daha önce Bit Palasını bayıla bayıla okuduğum Elif Şafakı tercih ettim. Çok satanlara olan antipatim bile gerisinde kalmıştı bu isteğimin. Belki bu yüzdendi hayal kırıklığımın büyüklüğü.. 
 
Peki bir tek ben mi rahatsız olmuşum diye kitapla ilgili yorumları aradım, hatta bir ara aklımdan geçenden uzakta kalmadım da birisi suç duyurusunda bulunmamış mı bu kitap ile ilgili diye internette arama bile yaptım. Yapılmış efendim, Hukukçular Birliğinden Kemal Kerinçsizin şikayetiyle. Sonuç:takipsizlik. Kitap sadece eleştiri içermiyordu savcıya göre. Kerinçsizin şikayetini değerlendiren savcı kitaptaki şu husuların da dikkate alınması gerektiğini buyurmuş, buyrun bakalım: 
 
(1) Ama o zamanlar savaş zamanıydı, iki taraftan da insanlar öldü. Ermeni isyancıların ne kadar Türk öldürdüğünü biliyor musun? Hikayenin öteki tarafını düşündün mü hiç? Eminim düşünmemişsindir. Acı çeken Türk ailelerine ne diyeceksin ?&Türk devleti bile yokmuş. (sayfa 215) 
(2) Ermeni iddiaları abartı ve çarpıtma üzerine kurulu, yapmayın bazıları iki milyon Ermeni öldürdüğümüzü bile söylüyor. Aklı başında hiçbir tarihçi bunu ciddiye alamaz. (sayfa 216) 
(3) Küçük Şuşanı yakınlardaki bir Türk köyünden iki kadın buldu&Altı ay boyunca bu ana kız ona kendi çocukları gibi baktılar. (sayfa 247) 
(4) Günümüzde Türklere laf eden bir sürü Ermeni olması Osmanlılaların onları fazla rahat bıraktığının açık kanıtıydı (sayfa 269) 
 
sayın savcı bunları da göz önünde bulundurup takipsizlik kararı vermiş. Eğer aynı kitabı okumuşsak sırasıyla yukarıdaki ifadelerin kitaptaki karşılığı; 
(1-2) sayfa 215 ve 216 da geçen ifadeler karaktersiz bir Türk aydını olan Aşırı Milliyetçi Filmlerin Gayri Milliyetçi Senaristine ait. Zaten bu ifadeleri diğer hiçbir karakter tarafından yüz bulmuyor, dahası bu bölümün sonunda okkalı bir dayak yiyor kendisi. 
(3) sayfa 247, küçük Şuşan Türk katliamından kaçmayı başarmış ve yakınlardaki bir Türk köyünde bir ana kızın himayesine alınmıştır. Hatta bu ana kız üç hafta sonra yüksek rütbeli bir Türk subayı gelip de bölgede Ermeni yetimler bulup bulmadıklarını sorduğunda bile Şuşanı koruyor bu ana kız. Tabi ki Türk subayının bu soruyu ne niyetle sorduğu açık. Nedense bir Schinlinders List vakası gibi geldi bana bu. Sonra ne mi oluyor Şuşana ? Köyü eşkiyalar basıyor, ne hikmetse onun Ermeni olduğunu anlayan (Yahudilerdeki numaralandırma mı acaba) eşkiyalar para ödülü için onu Türk devletine teslim ediyor. 
(4) aslında son bölümdeki ifadeye değinmek bile anlamsız, onu da Anuş Ağacı adındaki Ermeni sohbet odasına sızan birkaç aşırı Türk milliyetçisi hackerdan duyuyoruz zira.. 
 
Bütün bunlardan sonra savcının hangi kitabı okuduğunu, Elif Şafakın amacının ne olduğunu anlamaya çalıştım. İlkine yanıt bulamadım doğrusu ama ikincisi için ise belki de artık zamanlamanın doğru olduğuna inanan yazar şöhretini Türkiye dışına taşımak istemesi. Bunun için en kestime yol ise yine aynı kitaptaki bir ifade herhalde; sayfa 222 Görmüyor musunuz hepsi İstanbulun bohem,avangard, bir nevi kaymak sanat-manat çevresiden yüzler. Tüm dünyadan nefret eden ama en çok da kendi ülkelerinden nefret eden tipik üçüncü dünya eliti olarak davranması. 
 
Kitabın sonlarına doğru biraz teselli ararken daha da sarsıldım. Neden mi, çünkü Elif Şafak asıl bombayı sonra saklamış. Bütün kitapta karakterlerin ağzından konuştuklarına kendi cümleleri ile ağır bir vurgu yapmış. 
 
Mustafa kitapta önemsiz bir karakter olarak çizilmiş. Kazancı ailesinin kaybetmeye mahkum erkeklerinden. Ama kitapta çok önemli bir rol üstlenmiş aslında. Kitabın başından bu yana, Türkiyenin geçmişini unutarak (Ermeni sorunu) geleceğe baktığını, ancak geçmişi unutarak geleceği yaşanabilir kıldığı belirtilmiş. Kiminle benzerlik gösteriyor bu hayata bakış açısı, evet Mustafa ile. Ailenin ensest tecavüzcüsü Mustafa ile. O da ancak geçmişi unutarak geleceği yaşayabileceğine inanmıştı senelerce. Ölümü kendi elleriyle kucaklayana kadar. Ensestlik ise ayrı bir vurgu tabi, yüzyıllarca kardeşçe bir arada yaşamış iki halk; Türkler ve Ermeniler düşünüldüğünde..
Misafir
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
9. 07-11-2007 12:45
Baba ve Piç
İlk başlarda çok sıkıcı bir kitap gibi gelmişti ki öyle yani sıkıcı aslında ama ilerleyen sayfalarda konular, hikayeler sizi etkilemeye başlıyor bir de işin içine siyasi daha doğrusu Ermenilerin fikirleri, Türklerin fikirleri ve ortada kalmış bir kızın iki tarafıda anlamaya çalışması sizi kitaba biraz daha ilgi duymanızı sağlıyor& 
 
sonuç olarak idare eder :D
Misafir
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
10. 07-11-2007 12:46
Baba ve Piç
benim ismimde elif kim ne derse desin ben ismimen çooookkkkkkk memnunum iykide elif olmuş valla başka bişey olsa kıyameti koparırdım diyemem çünki herkes kendi ismini sever :D:D:F:):):):)
Misafir
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır


 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
 

Sitede Arama Yap

Login Form for BuletinPlazza

Son Yorumlar

Bir Geyşanın Anıları - Arthur ...
bu kitap okunmuyorda yaşanıyor sanki.o günlerde orada olmayı...
devamı -->

Siyah Kan - Jean-Christophe Gr...
Bu yazarı okumanızı tavsiye ederim
devamı -->

Siyah Kan - Jean-Christophe Gr...
kitaplığımda bekleyen okusam mı okumasam mı dediğim bir kita...
devamı -->

Siyah Kan - Jean-Christophe Gr...
aRkadasLar bu oyLe bir kitapKi insan sanKi oLayLarın iCindey...
devamı -->

Dijital Kale - Dan Brown
admin tebr. bende benden başka kimse çözebildimi diye hekese...
devamı -->

Ziyaretçi Sayacı

Bugün137
Dün238
Bu Hafta673
Bu Ay7931
Toplam162207