Diriliş Neslinin Âmentüsü - Sezai Karakoç Yazdır E-posta
(8 oylar)
Kitaplar - Kitap Yorumları
Ekleyen: Rumeysa Can

ImageDüşüncelerini, kelimelerin en manidar halleriyle kucaklaşıp, adeta serpiştirircesine size sunan ve bunu yaparken kâh gülümseten, kâh düşündüren, kâh hayallere daldıran bir isim… Ve bu ismin, cilalanmış, eski kokan ahşap sandıklarınki gibi dümdüz, pürüzsüz, bazen loş bazen berrak satırları… İşte “Diriliş Neslinin Âmentüsü”, işte hakikat!

Türkiye’nin en önemli isimlerinden Sezai Karakoç (1975’te ilk sekiz bölümü, 1976’da ise son bölümleri tamamlanıp ilk baskısı yapılan) Diriliş Neslinin Âmentüsü’nde, amaçlarını ve bu amaçların merdivenlerini anlatmıştır. 10. baskısında henüz tanıştığımız bu mühim eser, Sezai Karakoç okumaya başlarken ilk basamak olabilir diyebileceğimiz bir eserdir.

 Müslüman olmak demek bunun şuurunda olmak demektir. Yeni çağın yakasına sarılmak. Çağı sorguya çekmek. Gerekirse sorguya çekmeyi ta gerilere kadar götürmek. Yeni bir insan ve toplum psikolojisini örmek için amansız kültür savaşının öncüsü olmak: İşte diriliş erinin görevi. İşte benim görevim. 

 

Uçan Üniversite isimli kitabı anlatırken bahsettiğimiz kültür savaşını Sezai Karakoç’un çok önemsediği ve bu savaşı yenmek için yapılması gerekenleri, amacımızı bu kitapta bizlerle paylaştığı görülmektedir. Sezai Bey, ortadaki kavramları yeni kalıplara itinayla dökmüştür. Bir “Diriliş Nesli”nin olduğunu, Hak ve Batıl savaşındaki Diriliş Cephesi’nde savaşan Diriliş Erleri’nin görevlerini, ruhun disiplin dairelerini, Nesil Âmentüsü’nü; düşündüren, vurgulayan ve çok edebî bir dille okumak gerçekten harikaydı. Cesaret vericiydi! Bazı kavramları daha nötr bir şekilde görebilmeme yardımcı oldu ve bazı kavramlarımı da yeniden şekillendirdi.

 Gözümde Adam Smith’le Marx aynıdır. İkisi de insan egosunun putunu özenle tarihin içinde heykelleştirmekten, insanlığın sırtına bu ağır yükü yüklemekten başka bir şey yapmamışlardır. 

Kavramları, durumları, olayları kendi gözünden yorumlayan ve üstün birikiminden ötürü toplamda baktığınızda bir cümle olan paragraflarıyla karşılaşabildiğiniz Sezai Karakoç, oldukça şaşırtıcı ve etkileyici imgeler kullanmış ve bu da bu eserin başlı başına bir ayrıcalığı haline gelmiştir.

 Mesela Adam Smith ve Marx ile ilgili yahut kapitalizm ve komünizm hakkındaki görüşlerini belirtmesinin yanı sıra, realizmi de kendi bakış açısından oldukça edebî bir ifadeyle dile getirmiştir: Realizm benim gözümde, dış şartların, tabiatın, kemikleşmiş tarih yapılarının, İslâm dolu kalbin yüksek fırınında kor haline geldikten sonra, İslâm ruhuyla dolu ruhumun çekicinin altında şekil almasının psikolojisinden başka bir şey değildir. 

Ben Realizm’i bu şekilde tanımayan bir tek Sezai Karakoç’la karşılaştım. “Realizm, kapitalizm, komünizm, egoizm, nihilizm…” gibi tanımlardan hoşlanmayan ve ne olduklarını öğrenmek istemeyen, bu hususta oldukça katı olan bir insan dâhi bu cümleyi duyduktan sonra realizmi merak edecektir bence. Aynı şekilde düşünce ve sanatı boş bulan, gereksiz olduğunu düşünen kişiler de Sezai Bey’in bir paragraflık şu cümlesiyle, düşüncelerini sorguya çekeceklerdir yahut kendilerinde bir fark göreceklerdir diye düşünüyorum:

 Düşünce ve sanat, boş ruh yarasasının havaya çizdiği anlamsız kavisler, yani havaya savrulan sigara dumanları gibi bin dallı ve dolambaçlı olsa da, anlamdan yoksun  görüntüler salgını değil, zaman içinde yavaş yavaş dolan ruhumdan coşarak, (ben)i, eşyayı ve tarihi çerçeveleyip öbür yaratılış hallerine doğru akan, dolayısıyla ruhumla onun Yaratıcısı arasında bir geliş gidiş, bir akış, dinamik bir köprü olan bir ebediyet çerçevesidir. 

Bu tür kavramların yazar açısından tanımlanmasıyla çok fazla karşılaşmıyoruz bu kitapta. Daha çok ‘Diriliş’ ön planda ve bu kavramlardan da gereken noktalarda bahsedilip esas konu tamamlanmakta… Peki ‘Diriliş’ denilince aklımıza neler geliyor? Yeniden doğmak?... Evet, diriliş yeniden doğuş, kendine geliştir ama ben ‘Diriliş’ ile ‘Direniş’i de çok yakın buluyorum. Bu çağda (soyut anlamıyla) diriliş, çok açık bir direniştir çünkü. Dirilişimiz direnişe mahkûmdur şu vaziyette. Olsun! Bunun da ehemmiyeti budur; direnmezsek ne dirilişimiz olur ne amacımız saf halini korur. Direnmezsek dirilişimiz son bulur! Sezai Karakoç’a göre de, Hz. Peygamberin (s.a.v) bütün sünnetlerini ihya amacı gütmektir diriliş… 

Peygamberimizin (s.a.v) sancağı altında olup, onun sancağının yere düşmemesini sağlamak gibi bir göreve sahibiz. Biz direniş erleriyiz! İnandığımız bir Âmentü var! Peki nedir bu Âmentü?

 Rahmettendir bu Âmentü. Kuraklıkta inmiş bir yağmurdur. Toprağın çatlak dudağının beklediğidir. …….. Kavgaya, ebedî barış için katılmaktır. Yaşadığın coğrafyaya hakikatin rölyeflerini vermektir… 

İşte bu cümle çok edebî, çok destansı! Sezai Karakoç diyor ki bu Âmentü için; “Yaşadığın coğrafyaya hakikatin rölyeflerini vermektir.” Peki rölyef nedir? Rölyef; bir resmin, küçücük parçalar kullanılarak kabartılması ve böylece resme üç boyut kazandırılmasıdır. Bu minicik parçalarla bu büyük işi başarmak oldukça güçtür. Sezai Karakoç’un bu tanımındaki ince noktaya ve destansı edebiyata hayran kalmamak neredeyse imkansız. 

Böyle bir üslup, böyle bir düşünür ve edebiyatçı ve sonuç olarak böyle bir kitap… Edebiyatla ilgilenen herkesin kitaplığında bulunmasının şart olduğuna inandığım bir eser… 1976 yılında yayınlanmış ama günümüzü ne kadar çarpıcı ifade ediyor; şaşırtıcı!.. Düşündürücü… Evet! Düşünmemiz gerekiyor! “İnkâr tutsaklık, inanç özgürlüktür.” Cümlesini oturup düşünmemiz gerekiyor. “Neden inanç özgürlük olsun ki? Sonuçta seni kısıtlıyor!” Hayır! Ben inandığım için özgürüm.

Allah’a inanmayan, evrenin ve bu evrendekilerin tek başlarına yaşayıp gittiklerini düşünen bir insanı hayal edin… Dünyanın tüm yükü onun üzerinde gibidir. Çünkü Yaratıcıya inanmamaktadır; dolayısıyla ortamda yönetici kimse olmadığından her şeyden o sorumludur. Ve dolayısıyla özgür değildir; tüm sorunlar, sıkıntılar, tüm sorumluluk onun omuzlarındadır. Ya inanan insan nasıldır? İnanan insan özgürdür, çünkü o sadece yapması gereken, fıtratına uygun birkaç ufak işle meşguldür, evrenle ilgili meseleler onun kontrolünde değildir. Zaten her şeyle ilgilenen, her şeyin kontrolünü elinde bulunduran Biri vardır ve insana sadece iyi bir şekilde ömrünü geçirmek düşer. Dolayısıyla inanan kişi özgürdür.

Sezai Karakoç’la çok tanışmak isterdim doğrusu. Bu denli vurucu tespitleri olan bir düşünürün tek bir cümlesinde dâhi nasipleneceğimiz çok şey var. Umarım bir gün kendisiyle tanışmak ve birlikte düşünmek, mütalaa etmek, Diriliş sitesinin kurulumunda omuz omuza verebilmek, (ben)in (biz)e değişildiği ve hakikatin üzerinin örtülmeye çalışıldığı bu bencil toplumda Diriliş Cephesinde boynu bükülmeden, dimdik savaşan Diriliş Erlerinden olabilmek nasip olur. Çünkü şuan ben sadece Diriliş Eri olmaya aday olduğumu söyleyebilirim. Umarım Diriliş Eri olup, başarıyla misyonunu tamamlayan, kendini fedâ edip Erdemli Öncülere katılabilenlerden oluruz. Artık en büyük savunma savaşımızı içimizde veriyoruz…

 

"Kentler her yönüyle mü’min hale gelmelidir elimde. Çünkü şehirlerin de inanmışı, inkârcısı, nihilisti, ate olanı vardır. Toplam anlamıyla kent ya imânı, ya isyanı haykırır. Ben, imân haykıran, sessizliğinde imân çınlayan şehirlerin mimarı olmalıyım.” 

Diriliş Sitesi’nde: kaskatı karanlığı yırtan, geceyi deviren bir  şimşek misali çağımızda bir nur gibi parlayacağını umduğumuz bu kentte görüşmek ümidiyle… 


Favori olarak ekle (67) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 467

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
 

Sitede Arama Yap

Login Form for BuletinPlazza

Son Yorumlar

Bir Geyşanın Anıları - Arthur ...
bu kitap okunmuyorda yaşanıyor sanki.o günlerde orada olmayı...
devamı -->

Siyah Kan - Jean-Christophe Gr...
Bu yazarı okumanızı tavsiye ederim
devamı -->

Siyah Kan - Jean-Christophe Gr...
kitaplığımda bekleyen okusam mı okumasam mı dediğim bir kita...
devamı -->

Siyah Kan - Jean-Christophe Gr...
aRkadasLar bu oyLe bir kitapKi insan sanKi oLayLarın iCindey...
devamı -->

Dijital Kale - Dan Brown
admin tebr. bende benden başka kimse çözebildimi diye hekese...
devamı -->

Ziyaretçi Sayacı

Bugün159
Dün238
Bu Hafta695
Bu Ay7953
Toplam162229