| Küskün - Ahmet Koçak |
|
|
Sayfa 1 Toplam: 2 Kitaplar - Kitap Yorumları
Ekleyen: Administrator
Küskün, cambaz bir kalemden çıkan akıcı ve heyecanlı bir kitap. Evet, adı küskün fakat içinde suskun biri değil, aksine konuşan, bir şeyler anlatmaya çalışan, çırpınan bir adam var. "İnsan" olana yabancı değil bu ses, kulak vermeli… Adam, derdini dört seansta dökebiliyor. "Anlatı"yor yazar, dağıtıyor. Özellikle ilk bölümde okuyucuyu kendi yanına çekiyor, daha doğrusu kendisi okuyucunun tarafına geçiyor. Kitabın kapağını açtığı andan itibaren omzunda bir elin varlığını hissediyor okuyucu, yalnız değilmişim diyor… Amuda kalkıp bakıyor dünyaya. Bir yazarın ihtiyacı olan şeyi biliyor: Dünya’nın röntgenini çekiyor, insanlara hayatın kaburgalarını gösteriyor. Her konuda bir itirazı olabiliyor, bazen acımasız, bazen masum, kılık değiştiriyor her sayfada. İroni ile neredeyse her sayfada, her satırda karşılaşmanız mümkün. İroni olmasa, "huysuz bir adamın söylenmeleri" diyeceğimiz kitap bu sayede hareket kazanıyor ve bu da ifadeleri daha kolay sindirmemizi sağlıyor… "…Yazık ki burası ‘Kenan İli’ değil ve sen ‘Züleyha’ değilsin. Benim de ‘Yusuf’ olmak gibi bir şansım yok! "… Kandırmayalım kendimizi Züleyha! Ne benim al yeleli, rüzgâr koşumlu bir atım var, ne senin al yazman; işlemeli bohçan…Kaçsak en fazla yolsuz, elektriksiz, okulsuz bir köydeyiz. Dağlarımız kalmadı ki sırtımızı verelim. Dağlarımız el oldu; dağlarımız ev doldu…" (s.23) Ve kitabın en sevdiğim kısmında şöyle diyor yazar: "…/Bakın Bayan Armut! Ben kimi akşam, o seçkin sokağınızda yürüdükten sonra Güç- bela herhangi bir kapıyı çalıyorum… Yol, Küskün, Nisan ve Başka. Kitabın dört bölümünden en romantik olanı "Nisan". Dörde bölünen yazar, bu parçasında romantik bir uç takıyor kalemine: "…Bırak onlar koyu kuytularda sansın milyonlarca açılımı…Şarkımı sana söylediğimi hiçbir çırak duymasın! Varsın uymasın notalar birbirine… Yine de İNSANsın! Kitabın türü anlatı ve yazar anlatı/yor ne gördüyse, ne duyduysa, ne hissettiyse. Bir plan yok burada, bir düzeneğin içinde hissetmiyorsunuz kendinizi, aldatıldığınızı hiç düşünmüyorsunuz. Yazar, sizinle aynı tarafta olduğunu hissettiriyor. Hızı hiç düşürmüyor, koşar adım bitiyor kitap. Bize tanıdık gelen yazılarla da karşılaşıyoruz kitapta, ben bunu biliyorum, ilk okuyanlardanım demek de ayrı bir zevk: "…Ey gizim! Ey neşideler neşidesi! Tapılacak bir tek sensin, kabul et bu ayrıyı…" (s.157) Onun duasına yetişecek bir final yapamayacağım belki, fakat kelime oyunlarına uyacak olursam şöyle diyebilirim: "İlk’i ilgiye boğulsun" Kitabın adı: Küskün Yazan : Aysun Yollardagezer
Favori olarak ekle (59) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 999
1. 07-11-2007 13:18 KÜSKÜN hayırlı olsun. Ahmet Koçakı tebrik ederim. Yazıların kitap bütünlüğüne ulaşması önemli. Daha nice eserlere& Selâm ile Misafir 2. 07-11-2007 13:18 Her şey yolunda gibi göründüğünde, işte o an, aslında hiçbir şey yolunda değildir bu çağda. Ve her şey, bir düzmeceden ibarettir, düzülen insandır. Ve insan, makinenin bir dişlisi olarak tanımlanırken; bize geceyi, gündüzü, çiçekleri, ağaçları, denizi, gökyüzünü, aşkı, ölümü& hatırlatma çabasıyla biri çıkıyor karşımıza Küskünde. Bunları hatırlayınca insan, kendini hatırlayacak. Farkında olan bitenin, hiç bitmeyecek olanın. Çağa küskün, bir de uyanmak istemeyenlere. Farkındalık yüzünden yalnızlığı var Küskünün. Çoğunlukla yorgun, çağa yaşanmaktan. Hayatımı aldılar; ama ölümüm tamamen benim, diyen; yaşarken kaybeden; ama ölürken kazanan yönleri var. Önüne koyulan hayatı yaşamaktan usanmışsa insan; Küskün, patlatıveriyor içindeki yoz dünyayı. Önce anlamaya davet ediyor bizi, bizi bize anlatarak. Sonra da ağlamaya. Ağlayarak aklımızdan ve yüreğimizden akıtmaya, bize belletilen oyunu. İşte Küskün, bakıp da görmeye, dokunup da hissetmeye, düşünüp de idrak etmeye dair kılavuz bir nevi. Teşhisleri olsa da hayata ve insana dair, doğrular öne sürüp haddi aşmıyor, çözüm üretip sınırlar çizmiyor. Çağın gerçek yüzünü gösteren bir ayna olarak kalmayı tercih ediyor. Eee, Küsküne bakıp makyaj tazelemek de olmuyor. Misafir 3. 07-11-2007 13:19 Küstüm, hadi boz& Resmileşsin küsüşümüz. Tarihe geçsin. Boz; orta parmağım, işaret edenin üstünde, boz hadi durma& Küskünüm bugün, dargınım. Geçmişe, geleceğe, kendime ne varsa elimde ve ne yoksa, hepsine& Kalbimi sıkan koca bir el görüyorum hayalimde. Bırak sıkma, dayanamıyorum. Vurup durma yüzüme gerçek sandığını& Sen hiç mi yanılmadın, tüm yanlışlar bana mı yazıldı? Ezme beni, yeter. Dayanmıyor yaşlanmış ruhum& &Gördüm saçların aynı renk, sadece daha uzunlar artık. Hep kısa kestirirdin önceden. Artık ben kısa kestiriyorum saçlarımı. Üstelik son on günde sol yanı ağardı saçlarımın& Bir sözün vardı bana. Onun biri gitse, dokuzu ben de& bırakıp giderken, dokuzuna değil birine razıydım ben, yaşanan güzelliklerle beraber anılsın içinde, on yılda bir de olsa& Küskünüm bugün, dargınım. Geçmişe, geleceğe, kendime ne varsa elimde ve ne yoksa hepsine, ve en çok ağızdan çıkıvermiş ve peşine düşülmemiş bir söze& Misafir 4. 07-11-2007 13:19 Sevgili Okur, -Küskünler mi demeliydik acaba?- Kitabı ilk görüşünüzde neler hissettiniz bilmiyoruz.İsminden mi ,yoksa kapağından mı etkilendiniz;bu kitap size ne hatırlattı ve nerelere götürdü onu da bilmiyoruz. Ama hayali bir gerçekliğe hasretseniz,içinizde her şey zıddıyla anlam buluyorsa , bazen hangi yola gideceğinizi bilmeden yürüyorsanız ve kafanızda hep aynı soru varsa, dışı kalabalık ama içi yalnız bir soluksa aldığınız bu kitabı hiç yadırgamayacaksınız deriz. Çünkü biz, okuduğumuz her yazıda, içimizde yer eden sessiz bir boşluğu doldurduk.Kitaptan bir şey öğrenmek hiç adetimiz değilse de -ve hatta buna inanmasak da- bu kitaptan, yollara küskün bir nisan sabahının insanı nasıl başkalaştırdığını öğrendik. Kitap; yol,küskün,nisan ve başka adında dört tuhaf bölümden oluşuyor. Ve her bölümde sanki yeni bir yazar çıkıyor karsımıza.Birbirine akraba ama aynı dili konuşmayan dört insan,farklı zamanlarda aynı masada oturup ruh düşümü yapmışlar sanki.Kitabın yOL adlı bölümünde aslında çok güzel açıklamış kendini yazar:Yine bir dağ yamacında buldum kendimi, demiş. Her bölümün kendine has bir hüznü ve alışılmadık bir felsefesi var.Devinimsiz bir macera gibi her yazı.Heyecan verici ama durağan bir macera. Dememiz o ki Küskün , zaten bir nefeslik olan insan hayatının içine, hangi duyguları sığdırabileceğimizi gösteren bir cesaret örneği.Cesaret diyoruz çünkü duygulardan köşe bucak kaçılan bir devirde böyle bir kitap çıkarmak kolay olmasa gerek& İyi okumalar& Misafir 5. 07-11-2007 13:20 Biçimsiz gibi görünen bir isyanın ve hemen ardından biçimsiz gibi görünen bir ümidin orta yerine çekiveriyor her bir kelime ayrı ayrı sizi. Bir o kadar dingin ve sakin& Bunu da kolumuzdan tutan sükunete ermiş kelimeler söylüyor. Şaşırdım ilk etapta okurken. Yazarın her yazıda seçtiği kelimeler; ayrı bir duruşun, ayrı bir duygunun, insana yön veren ayrı bir düşüncenin sembolünü oluşturuyor. Hassasiyetin ve estetiğin sembolünü& Kendine has olan üslubunu en iyi şekilde kalemine oturtmuş yazar. Şekle girmiş kalemin bu haline durmadan yerinde sayma gibi bir düşünceyle yaklaşmak da eminim düşünceleri disiplin altında tutmakta gösterilen bir eksiklik olur. Çirkin olur. En çok dikkatimi çeken şeylerden biri kelimelerle oyunları yazarın. Kelime ile bu denli ilişki kurmak, hangi kelimenin hangi ortamda yaşadığını bilmek, bununla birlikte bir kelimenin en iyi hangi ortamda yeşereceğini bilmek; Biz Ademe eşyayı öğrettik. (Bakara Suresi) bilgisini defalarca hatırlatıyor sanki bize. Hal, kelam ve kalem& İşte bu yüzden ilk paragrafta kelimeler çekiyor sizi dedim yazar demek yerine. Kelime hiç çeker mi? demeyiniz! Yazar kendini kelimelerden oluşturmuş olmalı. Ruhunun terbiyesini tamamlamış olmalı. Dile gösterdiği önemi gördükçe yazarın; dile gösteremediğim önemin, beynimin bir yerlerinde sürekli mızırdandığını saklayamam. Evet, Türkçe Türkçe olarak kalmalı; biz biz olarak& Okurken zorlandım. Duygular önemli. Duyguların kalemle bu denli şekle girişi, adeta kalemle terbiyesi kelamın, daha da önemli& Ve elbette, aşk dairesindeki raksı kelimelerle etmek& Teşekkürler Ahmet KOÇAK! Hasibe KAYA Misafir 6. 07-11-2007 13:21 duygularıma tercüman olmuş arkadaş. benim de onun gibi triger kayışı epey zayıfladı. her an kopabilir. ![]() Misafir 7. 07-11-2007 13:22 Küskün Biçimsiz gibi görünen bir isyanın ve hemen ardından biçimsiz gibi görünen bir ümidin orta yerine çekiveriyor her bir kelime ayrı ayrı sizi. Bir o kadar dingin ve sakin& Bunu da kolumuzdan tutan sükunete ermiş kelimeler söylüyor. Şaşırdım ilk etapta okurken. Yazarın her yazıda seçtiği kelimeler; ayrı bir duruşun, ayrı bir duygunun, insana yön veren ayrı bir düşüncenin sembolünü oluşturuyor. Hassasiyetin ve estetiğin sembolünü& Kendine has olan üslubunu en iyi şekilde kalemine oturtmuş yazar. Şekle girmiş kalemin bu haline durmadan yerinde sayma gibi bir düşünceyle yaklaşmak da eminim düşünceleri disiplin altında tutmakta gösterilen bir eksiklik olur. Çirkin olur. En çok dikkatimi çeken şeylerden biri kelimelerle oyunları yazarın. Kelime ile bu denli ilişki kurmak, hangi kelimenin hangi ortamda yaşadığını bilmek, bununla birlikte bir kelimenin en iyi hangi ortamda yeşereceğini bilmek; Biz Ademe eşyayı öğrettik. (Bakara Suresi) bilgisini defalarca hatırlatıyor sanki bize. Hal, kelam ve kalem& İşte bu yüzden ilk paragrafta kelimeler çekiyor sizi dedim yazar demek yerine. Kelime hiç çeker mi? demeyiniz! Yazar kendini kelimelerden oluşturmuş olmalı. Ruhunun terbiyesini tamamlamış olmalı. Dile gösterdiği önemi gördükçe yazarın; dile gösteremediğim önemin, beynimin bir yerlerinde sürekli mızırdandığını saklayamam. Evet, Türkçe Türkçe olarak kalmalı; biz biz olarak& Okurken zorlandım. Duygular önemli. Duyguların kalemle bu denli şekle girişi, adeta kalemle terbiyesi kelamın, daha da önemli& Ve elbette, aşk dairesindeki raksı kelimelerle etmek& Teşekkürler Ahmet KOÇAK! Misafir 8. 07-11-2007 13:26 Küskün İnsan olana yabancı değil bu ses, kulak vermeli& Misafir 9. 07-11-2007 13:30 Küskün İnsanın içindekilerinin dışa vurumu yazılarla da olabilir. Yazılanlar ne kadar hayali dense de illa ki bir gerçeklik payı vardır. İnsan bir konu hakkında yazı yazmak için illa onu yaşaması gerekir diyenlerden değilim. Ama yazılarında soyut bir şekilde kendinizden çok şey bulabileceğiniz bir üstad. Küskün kitabını henüz okumadım. Ama çok merak ettim ve ilk fırsatta okuyacağım. Yazılarını büyük bir hayranlık ve ilgiyle takip edenlerdenim. Yazılarında ayrıntılarda saklı çok şey olan. Bazen anlam veremediğimiz. Bazen bildiğimizi zannedip de yanıldığımız çok şey olan, belki bu gizeminden bizde tiryakilik yapan, tekrar tekrar okumaktan bıkmayacağımız eserleri olan, okuduğumuz zamana göre anlam değiştirebilen, kimi yazılarında yaptığı kelime oyunlarının yanı sıra olaylardaki sıralamalardaki ustaca kurgusu ile seviyesini belli eden& Kısacası usta ve fenomen bir yazarın bu kitabını henüz okuyamadığım için gerçekten çok üzgünüm. Bu sayfadaki yazıları okurken bile altta yer alan Google Addwordsun reklamları bile düşündürücü gelebiliyor insana, konu Ahmet KOÇAK olunca& ![]() Misafir 10. 07-11-2007 13:31 Küskün Bu arada Google Adwords konusunu da açıklık getireyim; Kitabın ismi Küskün olunca, otomatik gelen reklamlardan örnekler Sevgilim şu an nerede, Çengelköy huzurevi vb. ![]() Misafir |
|||||||||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


Bir kelime bir batında kaç anlam doğurur? Ya da şöyle sormalıyım: Kelimelerin hammaddesi nedir? Hamur gibi yumuşak bir malzemeden mi meydana gelir, yoksa insanın kalemine hükmetme derecesine göre mi anlamlar azalıp, çoğalıp, şekil değiştirir?











