Yüzyıllık Yalnızlık’ta “Zaman” Kavramı
Macando kasabası düşsel bir oyun bahçesidir sanki. Kitap kızılderililer, kehanetler, elyazmaları, simyacılar, hayaletler arasında bir peri masalı gibi, bir Chagall tablosu gibi sürer gider. Yeni keşfedilmiş, hayret veren alet edevatları ile çingeneler çıkar gelir, başlarında bir sarı kelebek haleleriyle aşıklar dolaşır. Allahın resmini çekemeyen Albay Buendia delirir, herşey o kadar yenidir ki eşyaların adları bile yoktur. İnsanlar önceleri hiç ölmez sonraları ise ölseler bile keyfince “canları sıkıldığı için” çıkar gelirler. Tekrar kaybolurlar. Çamaşır asarken Güzel Remedios süzülerek uçar gider, beraberinde kasabalıların öbür dünyadaki sevdiklerine yazdıkları bir sandık mektubu götürmek üzere Amaranta ölmeye yatar, Ama ölmeyince mektupları götürmüyor diye kasabalar kendisine kızar. Albay ölünce ortalığı kesif bir kelebek tabakası kaplar… Kitap bir olaydan diğerine eğlendirerek, müthiş bir haz vererek sürer.
Yüzyıllık Yalnızlık’a zaman lineer bir nitelik taşımaz. Marquez daha ilk cümlesinde :“Albay Aureliano Buendia, yıllar, yıllar sonra idam mangasıyle yüz yüze geldiğinde.. “ diye giriş yapar. Daha başlangıçta yazarın zamanı bir sıralı erişim mantığıyla ele almıyacağını anlarız. Kitap geçmiş, gelecek ve şimdi içinde gelgitlerle sürer.
Altı kuşak Buendia’lar hep aynı isimleri taşır. Meraklı, girişimci, düş gücü sahibi, yaratıcı olanlar Aureliano ve kaba kuvvet sahibi, dövüşken, güçlü Arkadio’durlar. Kadınlar ise Remedios ya da Amarante. Kitabı karmaşık hele getirmesine rağmen tekrar tekrar aynı karakterlerin kullanılması zamanın bir bütün, bir “yekparelik” içinde döngüsel bir ritm takip ettiğini anlatıyor. Kitabın harikulade son üç sayfasında Marquez kızılderili Melquiades’in yıllar önce Macando’nun geçmişini, bugününü ve geleceğini anlattığı elyazmalarını anlatırken “… olayları alışılmış zaman düzeninde sıralamamış yüzyıl boyunca olan günlük olayları öylesine bir araya toplamıştı ki olayların tümü aynı anda oluşmuş görünüyordu…” der.
Auriliano Malquidesin elyazmalarındakı kehaneti okumayı sürdürdükçe okuduklarını “söyleyerek yaşadığını” farkeder. Kitap Macando ve Buendiaların hayatlarında somutlaşmıştır. “Auriliano olayları söyleyerek yaşıyordu…” Buendialar öngörülmüş hayatlarını yaşıyorlardı Çünkü Melaquides’ın yazmaları aslında Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık kitabıydı.
23.11.2009 – 30.11.2009 tarihleri arasında “Haftanın Kitabı” olarak seçildi.
Etiketler: 1982 Nobel Ödülü • Çağdaş Dünya Edebiyatı • Can Yayınları • Cien Anos De Soledad • Gabriel Garcia Marquez • Roman • Seçkin Selvi • Yüzyıllık Yalnızlık



1.284 |







Merhaba!Bu kitabı ben de okumuştum ama o kadar sıkıldım ki okurken anlatamam!Bilmiyorum,belki de diyeceksiniz ki böyle bir klasik insanı sıkar mı?Ama ben umduğumu bulamadım bu kitapta!Çok sıktı beni olaylar silsilesi.Bitirmekte çok zorlandım ama yine de bitirdim!
bu kitap bence : kisisel gelisim, planlama, baslanilan birseyi bitirme ve en onemlisi, gecmisten ders alma uzerine yazilmis muhtesem bir eser. kisa bir deyisle atalarimizinda dedigi gibi hayat tekerurden ibarettir sozunun en iyi aciklandigi bir saheser….
herkesin okumasini tavsiye ederim….